Yeme Bozuklukları
Yeme bozuklukları ergenlerde özellikle kızlarda
yaygın kronik hastalıklardandır. Yaygınlık kızlarda anoreksiya nevroza (AN)
için %0.5-3.7, bulimia nevroza (BN) için %1.1-4.2 arasında değişmektedir
(Powers ve Santana 2002). Eğer kısmi semptomları taşıyanlar düşünüldüğünde oran
daha yüksek olmaktadır. Bu bozukluklar hem fiziksel hem de psikiyatrik olarak
potansiyel lethalite taşırlar. Yeme bozuklukları biyopsikososyal
bozukluklardır. Yaklaşım ve tedavilere multidisipliner yaklaşımlar gerektirmektedir.
Batı toplumlarında yiyeceklere, vücut kilo kontrolüne ve fiziksel
görünüşe aşırı ve yaygın odaklanma bütün yaş gruplarında bu bozuklukların
yaygınlığını etkilemektedir. Yeme bozuklukları özellikle kızlarda, gelişimsel
güçlüklerin ifadesi için yaygın bir yoldur (özellikle geçiş evrelerinde). Yeme
ve kilo kontrolü üzerine yönelme öncesinde, çekirdek gelişimsel problemlere
odaklaşma tedavide başarı olasılığını artıracaktır.
DSM-IV TR’da yeme bozuklukları başlığı altında anoreksiya nevroza,
bulimia nevroza ve başka türlü adlandırılamayan yeme bozukluğu (burada binge
eating disorder-tıkanırcasına yeme bozukluğu da yer alır) yer alır. Bozukluk
tanısı koyarken, bireye özgü yeme stilinden ayırt etmede güçlükler olur.
İnsanların yeme stilleri genetik ve çevresel faktörlerden etkilenir. Yeme
stilinin problem oluşunun karar verilmesi için klinik yargıya ihtiyaç vardır.
Yeme bozuklukları kronik egosintonik hastalıklardır. Genellikle
yiyecekler ve kendi vücut imajı hakkında çarpık düşüncelere sahiptirler. AN’da
yaş ve boyu için normal olan kilosunu devam ettirmede sorun vardır. Fiziksel
bulgulara yoğun düzeyde kilo alma veya şişmanlama korkuları eşlik eder, bazen
de kilosu veya vücut şekli algısında bozukluklar bulunur. Bazı çocuk ve
ergenlerde emosyonel nedenlerden ötürü gıdadan kaçınma ve kilo kaybı tarzında
bir sendrom olabilir, ancak burada vücut imajı ile ilgili kaygılar ve
obsesyonlar yoktur. Bu durum “food avodiance emotional disorder” olarak
adlandırılır Bu terim İngiltere’de daha popülerdir) (Lask ve Bryant-Waugh
2000). Bulimia nevroza tıkanırcasına
yemenin tekrarlayıcı ataklarını takiben kompensatuvar davranışların (örneğin;
kusma, laksatif kullanımı, aşırı egzersiz veya gıda kısıtlamasının) söz konusu
olduğu kronik bir bozukluktur.
Bu kişilerde de kilo alma veya şişmanlama veya
vücut görünüşünde bozulma ile ilgili yoğun korkular mevcuttur.
Yeme bozukluklarının beslenme bozukluklarından ayırt edici tanısı
yapılmalıdır. Beslenme bozuklukları daha çok bebek ve küçük çocukları etkiler
ki; büyüme ve gelişmede yetersizliklere neden olabilen çeşitli organik ve
nonorganik nedenleri olabilir. Yeme paternlerinin çeşitli varyasyonları ileriki
yaşlara da taşınabilir. Yiyecek reddi küçük çocuklarda yaygın bir belirti olup
bazen ileriki yaşlara kadar sürer. Yiyecek reddinin birçok farklı nedeni
olabilir. Yiyecekte seçicilik; tercih edilen gıda sayısında sınırlılık ve
sınırlı gıda alımı söz konusudur. Ebeveyn çocuğun tercihi dışındaki gıdaları da ısrarla sunar, fakat büyük
bir dirençle karşılaşır.Bozuk ebeveyn-çocuk ilişkileri sıklıkla kendini
beslenme ve yeme bozuklukları olarak gösterebilir. Seçici ve kısıtlı yeme
paternleri ebeveyne başkaldırı olarak
ortaya çıkabilir.
Kısıtlı yeme (restrained) yiyeceklerin tiplerinin ve miktarının amaçlı
(sağlıkla ilgili düşünceler veya kilo alma korkusu) ayarlandığı kontrollü
tipidir. Perhiz (Dieting) de kısıtlanmış yemenin bir şekli olup; kilo kaybı
amaçlı daha az miktarda ve daha az kalorili yiyecekleri tercih tarzındadır.
Çoğu çocuk ve ergen; arkadaş, aile ve toplum etkisi nedeniyle; yiyecekleri
kısıtlama veya perhize zorunlu kalabilir. Bu etmenler AN ve BN ile de ilişkili
olabilir. Burada perhizin ötesinde sağlıksız kilo kontrolü davranışları olur.
Bu davranışlar; kusma, öğün atlamaları takiben tıkanırcasına yeme, aşırı sigara
içme, zayıflama hapları veya laksatifler alma şeklindedir.
Obesite (şişmanlık) enerji tüketiminin çok üzerinde enerji alımı
dengesizliği olup, yağ kitlesinde artış görülür. Fizyolojik tanımı yeme
bozukluğu olarak ifade edilmez. Daha çok genetik ve çevresel aktörler üzerinde
durulmaktadır. Emosyonel yeme; üzüntü, mutluluk, kızgınlık veya yalnızlık gibi
psikolojik durumlara tepki olarak, aç olmamasına rağmen yemedir. Kompulsif
aşırı yeme daha ileri kilo alımına yol açacak düzeyde aşırı yeme söz konusudur.
Bu durum BN veya tıkanırcasına yeme bozukluğuna neden olur (Binge eating
disorder). Tıkanırcasına yeme bozukluğunda zorunlu çıkarma olmaksızın kompulsif
aşırı yeme olur. Emosyonel yeme ve kompulsif aşırı yeme önceki psikolojik
travma veya diğer psikiyatrik bozuklukların bir bulgusu olarak ortaya
çıkabilir.
Ergenlerde yeme problemleri; primer veya bir
psikiyatrik bozukluğa sekonder olarak ortaya çıkabilir. Kilo ve iştah kaybı
major depresif bozukluğun yaygın bir bulgusudur. Anksiyete durumlarında da
iştah azalabilir. Bazı çocuklarda gıdanın takılması sonrasında yutma korkusu ve
yemekten kaçınma gelişebilir (fagofobi). Postravmatik streste de ardısra
emosyonel yeme veya kompulsif aşırı yeme oluşabilir. Ruminasyon sendromu; mide
içeriğinin rejurite edilip tekrar yutulması tarzında olur, bebeklik ve
sonrasında oluşabilir. Ruminasyon sendromu BN ile birlikte görülebilir.
Birçok çocuk ve ergen belirli zaman dilimlerinde
kısa süreli AN (örneğin gıda reddi ve perhiz) ve BN (örn, aşırı yeme ve
kusma)’nin bazı semptomlarını gösterebilir. Klinisyen, bu semptomların ne kadar
süreğen ve ısrarcı olduğu belirlemelidir. Çoğu hasta parsiyel sendromlar veya
yeme bozukluğu (adlandırılmayan tip) olarak gözükebilir. BU tür hastaların
uygun tedavi planından sonra takibi gereklidir.
Normal yemeyi tanımlamak güç olmasına karşın; tedavi amaçları için
gereklidir. Normal yiyenler çoğunlukla açlık ve tokluğu kılavuz alırlar, normal
aralıklarla (örneğin günde 2 veya3 yeme veya atıştırma), genellikle sağlıklı
gıdaları tercih ederler. Fakat gıda seçiminde katı veya anksiyöz değildir. Tek
başına veya toplulukla yemek yerler ve onların gıda seçimlerine ve tarzlarına
müdahale eden yoktur. Yemelerinin nedeni
enerji ihtiyacı ve zevk almaktır.
Seçici Yeme
Normal (fizyolojik) Yeme
Kısıtlı Yeme (perhiz)
Emosyonel Yeme
Kompulsif Aşırı Yeme
Yeme bozuklukları; AN, BN, Tıkanırcasına yeme bzk,
Yeme bzk (BTA, Parsiyel sendromlar)
Çocuk ve Ergenlerde Yeme Bozukluklarının Nedenleri
Yeme bozukluklarında tek neden yoktur, etyoloji ile ilgili araştırmalar
devam etmektedir. Sosyal, çevresel, psikolojik ve biyolojik etmenlerin karmaşık
etkileşimi nedeniyle biyopsikososyal model önerilmektedir. Yeme bozukluğundaki
altyapıdaki etmenler, rsik etmenleri, presipite edici etmenler ve sürdürücü
etmenlerin belirlenmesi tedaviyi şekillendirmede önemlidir.
Alttapı Etmenleri:
-Kültürel tutumlar
-Arkadaş etkisi
-Vücut algısında memnuniyetsizlik
Presipite Edici Etmenleri:
-Ergenlik
-Yaşam olayları
-Algılanan kayıp
-Algılanan ego saldırıları
Risk Faktörleri:
-Bireysel
-Biogenetik
-Kişilik
-Psikiyatrik
-Ailesel
Gelişimsel Kriz
PERHİZ
Yarı açlık
Yeme Bozukluğu
Döngüsü
Yiyecek, Vücut Obsesyonu
İmpulsif kişilik
Kompulsif kişilik
Intermittent binge eating
Yaygın kısıtlama
Çıkartma
Sürdürücü Etmenler:
-Çevresel pekiştirme
-Ebeveyn-çocuk etkileşimi
-“yeme reddi”nin psikolojik anlamı
-Duygusal kaçınma
Altyapıdaki Etmenler: Gerekli Fakat Yeterli Olmayan
Nedenler
Temel faktörler (background factors) yeme bozukluğu gelişiminde katkıda
bulunan fakat etyolojik olmayan etmenlerdir. Yeme bozuklukları kültürel
etmenlerle de ilişkide gözlenmektedir. Belirli kültürel özellikler önem
taşımaktadır. Bu kültürlerde üç özellik dikkati çekmektedir:
1-Yiyecek boldur. Yiyecek bol ise, böyle bir ortam
kilo alımı için müsaitlik oluşturur ve zayıflığı başarmak için kontrollü olmak
gerekir.
2- Zayıf oluş arzulanır, istenen bir vücut
fiziğidir.
3-Başarıya yönelik güçlü yönelim vardır.
Bu üç özellik orta ve üst sosyoekonomik düzeydeki
toplumlarda daha sıktır. İdealize edilmiş ince vücut görünüşü Batı
toplumlarında daha büyük oranlara ulaşmaktadır. İdealize edilmiş ince vücut
imajı üzerine medyanın da etkileri vardır. Gerçektende birçok televizyon,
sinema, magazin ve İnternet yayınları ince vücut imajlarına yönelik olup,
gençlerin potansiyel rol modeli aldığı aktör ve modeller benzer şekillerde
sunulmaktadır. Kanıt olmamasına karşın, idealize edilmiş ince beden ile ilgili
imajların sık yayınlanmasının insanlarda kendi vücudu ile hoşnutsuzluğa yol
açtığı ileri sürülmektedir.
Diğer bir temel faktör arkadaş etkisidir. Arkadaşların kendi aralarında
(bir insanın görünüşünü diğeriyle kıyaslama tarzında) beden tiplerine yönelik
tutumları ve ifadeleri (şişman görünümlü kişiler hakkında alaycı ifadeler)
çocuk ve ergeni etkilemektedir. Belirli toplum ve okullarda bu daha belirgin
yaşanır.
Diğer temel bir faktör kız cinsiyetidir. Kadın ve kızlar, erkeklere
oranla ince beden konusunda kültürel yargılardan daha çok etkilenirler. Bu
kızlardaki beden hoşnutsuzluğunun daha sık oluşunun kanıtıdır.
Beden (vücut) hoşnutsuzluğu temel bir faktör olup, yeme bozukluğunun
oluştuğu bölge ve kültürlerde yaygındır. Çoğu ergende, kızlarda erkelerden daha
sık olmak üzere; global benlik saygısı, beden algısı (self esteem) ile
ilişkilidir. Çalışmalarda beden hoşnutsuzluğuna tepki olarak oluşan sağlıksız
kilo kontrol davranışları bildirilmektedir. Bu davranışlar; belirli aralıklarla
aç kalma, aşırı yeme, kusma, laksatif kullanımı, zayıflatıcı haplar kullanma ve
sigara içmedir. Vejetaryanlık yemeyi kontrolde yardımcı olarak
kullanılmaktadır. Sağlıksız kilo kontrolü denemeleri ergenin sağlığını riske
sokmaktadır.
Temel Faktörler Risk Faktörleriyle Etkileşerek Yeme
Bozukluklarının
Gelişimi İçin Ortam Oluştururlar
Risk faktörleri bireysel ve ailesel olarak
gruplandırılabilir. Bireysel risk faktörleri; biyolojik ve genetik
yatkınlıklar, kişilik ve psikiyatrik özelliklerdir. İkiz ve aile çalışmaları
yeme bozukluğunun genetik geçişi ile ilgili bazı kanıtlar sunmaktadır. Genetik
çalışmalar gözden geçirildiğinde genetik geçiş AN ve BN için %50 ile %80
arsında değişmektedir.
AN olan bireyler obsesyonel ve mükemmeliyetçi
olmaya eğilimlidir, olumsuz kendini değerlendirme ve güç duygularını
tanımlamada zorluklar gösterirler. Sonuçlar mükemmel olmadığında, kendi
kontrolleri altında olmasa bile, kendilerini suçlamaya eğilimlidirler. BN olan
kızlar ve kadınların ise impulsif, kendini eleştirici ve kişiler arası
ilişkilerle bağlantılı olarak disforik duygulanımları olduğu ileri
sürülmektedir (Stein ve ark. 2002).
Yeme bozukluklu çocuk ve ergenlerin çoğu diğer bir
psikiyatrik bozukluk için ilave tanı alırlar.
Yeme bozukluklarıyla ilişkili belirli aile
özellikleri tanımlanmaktadır. Ancak bu durum yeme sorunu nedeniyle sekonder
olarak gelişmiş de olabilir. Yeme reddine bağlı olarak aile hostil ve
müdahaleci bir görünüme bürünebilir.
Presipite Edici Faktörler: Gelişimsel Krizin
Tetiklenmesi
Ergenlik, kimlik oluşumu ve otonominin sorgulandığı
bir dönem olarak tetikleyici olmaktadır. Ayrıca ergenlik döneminde, birey
vücuduyla daha ilgili olmakta ve kaygılar taşımaktadır.
Yaşam olayları diğer bir tetikleyici faktör olarak
ortaya çıkabilir. Taşınma, okul değişimi, aile üyesinin veya sevdiği hayvanın
ölümü, anne-baba boşanması, yakın bir arkadaşıyla kavga etme veya arkadaşları
içinde gülünç duruma düşme stresli yaşam olayları olarak gözlenebilir.
Sürdürücü
Etmenler
Tabi ki
diğer risk etmenleri ve kişilik özellikleri hastalığın ısrarcı devam etmesinin
nedeni olabilmektedir. Ancak, en önemli sürdürücü olan biyolojiktir. Devam eden
kalori defisitlerine veya sık aralıklı kendini aç bırakma periyotlarına yanıt
olarak; karakteristik psikolojik değişiklikler oluşur. Deneysel olgularda ve
obezite nedeniyle perhiz uygulayanlarda, süregen kalori malnutrisyonu; gıdalara
ilgili obsesyonlara, gıdalarla ilişkili ruminasyonlara ve duygudurum
değişikliklerine yol açar.
Diğer sürdürücü faktör, sürdürülen perhize ailenin
tepkisidir. Yiyecek reddi güçlü bir emosyonel semptomdur, çünkü ebeveynliğin
çekirdek yeterliliğine meydan okumadır. Çocuğu besleme güçlükleri nedeniyle
anne babalar kendi kendilerinden şüphe duyarlar. Büyük olasılıkla yeme
bozukluğunu sürdürücü veya kötüleştirici tavırlar sergilerler. Çoğu anne baba
aşırı duygusal olur, bazen kızgın, sıklıkla korkulu, bazen de deprese olurlar.
Bu tür tepkiler çocukla sağlıksız ilgilenmeye yol açar.
Bazı anne babalar farkında olmaksızın çocuklarıyla
aynı fikirleri paylaşarak anorektik kimliğin gelişmesine müsaade edebilirler;
diyet yiyecekleri alarak veya onları zayıf gösterecek giyecekler alarak vs.
Yeme Bozukluğu Olan Çocuk ve Ergenlerin Başlangıç
Değerlendirilmesi ve Bakımı
Tarama
Yeme bozukluğunun ve risk faktörlerinin taranması
önemlidir, çünkü yaygın hastalıklardır ve erken müdahalenin yeme bozukluk
döngüsünün değiştirmesi olasıdır. Tarama süreci içinde aşağıdaki sorular
sorulmalıdır:
Yeme
Bozukluklarına Yönelik Tarama Soruları
Bugünlerde perhiz yapıyor musun? Sık sık perhiz
yapar mısın?
Vücut ağırlığından (kilondan) memnun musun? Değişmesini istiyor musun?
Yiyecekler ve yiyecek seçimi hakkında ne
düşünüyorsun? “Keşke bunlar hakkında daha düşünsem” aklınızdan geçer mi?
Sıklıkla yapmayı arzulamadığınız fakat kilonuzu
kontrol etmek için yaptığınız şeyler var mıdır?
Yeme tarzınızı kontrol etmek istiyor musunuz? Yeme
alışkanlığınızı biliyor musunuz?
Anne-Babalara Yönelik Tarama Soruları
• Çocuğunuzun yeme alışkanlığında herhangi bir değişiklik var mı?
• Çocuğunuz
kilosuyla aşırı ilgili mi?
• Çocuğunuz
kilosunu kontrol altında tutmak için; perhiz yapma, sık sık tartılma veya aşırı
egzersiz yapma gibi davranışlar sergiler mi?
• Çocuğunuz
eskiye oranla daha az yiyor veya yemeklerde daha mı seçici?
Problem Olguların Değerlendirilmesi
Ebeveynler olası yeme bozukluğu olan çocuğunu tıbbi
değerlendirme için hekime getirirler. Ergenler genellikle yeme bozuklukları
için anne babalarından yardım istemezler. Çünkü ergenler bu konuda bir sorun
olduğu konusunda anne babayla aynı görüşte değildirler. Anne baba değerlendirme
için getirdiklerinde; hasta düşünce, duygu ve davranışlarını açıklama yönünde
işbirliğine açık olabilir veya inkar edebilir veya kızgın olabilir.
Değerlendirme 4 temel sorunun cevabı aranır:
1. Semptom ve belirtileri izah eden biyo-organik hastalık var mı?
2. Semptom ve bulguların psikososyal bir açıklaması var mı? (yeme
bozukluğu? Major depresyon? Başka?)
3. Eğer
psikososyal bir açıklaması varsa (örn. Yeme bozukluğu) ne tip ve hangi düzeyde
müdahale gerektirir?
4. Tıbbi
komplikasyonlar için ne tip ve ne düzeyde tıbbi bakım gereklidir? Stabilizasyon
için hemen hospitalizasyon gerekli mi yoksa ayaktan takip etmek yeterli mi?
Kilo kaybı genellikle ana kaygıdır. Kilo kaybına
neden olabilecek organik hastalıklara yönelik sorgulama ve fizik muayene
yapılması gereklidir. Hekim, kilo kaybına neden olabilecek olası organik
nedenleri dikkatlice değerlendirilmelidir. Çocuk ve ergenlerde kilo kaybına neden
olabilecek nedenler aşağıda sıralanmıştır:
Kilo Kaybının Tıbbi Nedenleri
Azalmış Alım
Peptik
ülser, özafagial hastalıklar
Malignansi
Kronik
İnflamatuvar hasatalıklar
Bozulmuş Absorbsiyon
İnce
barsak hastalıkları
Artmış Besin Kaybı
Persisten daire
Persisten kusma
Diabetes mellitus
Aşırı Enerji Gereksinimi
Hipertiroidi
Ateş
Malignansi
Parazitik enfeksiyonlar
Kolestasis veya pankreatik yetmezlik
Yeme bozukluklarında hastanın veya ebeveynin öyküde tanımladığı birçok
davranışsal belirti vardır. Aşağıdaki tabloda olan belirtiler organik
hastalıktan ziyade yeme bozukluğunu düşündüren belirtilerdir.
Yeme Bozukluğu Öyküsü, Davranışsal Semptomlar
Besinler, kalori, kilo, yağ oranı ve perhiz ile
aşırı iştigal etme
Kilo konusuna aşırı ilgi ve kaygı
Kilolu olmadığında bile perhiz
Kilolu olmasa bile şişman hissetme
Yemekten aşırı suçluluk veya utanma hissetme
Açlığı inkar
Normal miktarda yemiş olsa bile aşırı şişmiş
hissetme
Aşırı egzersiz yapma
Sık sık tartılma veya vücut oranlarını ölçme
Yeme ritüelleri ve tuhaf yemeyle ilgili davranışlar
Gıda biriktirme veya atma
Başkaları birlikte ile yemekten kaçınma
Sekretif yeme
Yemeklerden sonra banyoya sık gitme
Kusma, laksatifler, egzersiz veya gıda kısıtlama
yoluyla kilo kontrolünü sağlama
Sosyal ortamlardan çekilme
İrritabilite veya Duygudurum dalgalanmaları
Sıklıkla duygudurum kaymaları
Aşırı düzeyde kendini eleştirme
Arkadaşlardan kaçınma
Önceki hoşlandığı etkinlikleri yapmama
İmpulsif davranışların diğer tiplerini gösterme
Tıbbi öyküde yeme bozukluğuna eşlik edebilecek en önemli fiziksel
semptomlarda gözden geçirilmelidir. Hastalar bazen bu semptomları inkar
edebilir veya önemsizmiş gibi davranabilirler. Sık fiziksel semptomlar aşağıdaki
tabloda gözlenmektedir.
Yeme
bozukluğu Öyküsü, Fiziksel Semptomlar
Kilo kaybı ve kiloda sık dalgalanmalar
Amenore veya oligomenore
Bayılacakmış durumu
Letarji, güçsüzlük
Deri kuruluğu
Ekstremite uçları mavimsi veya solukluk
Saç kaybı
Konstipasyon Ödem
Aile öyküsünde tam değerlendirme gereklidir. Yeme bozukluğu olan
hastaların aile ve yakın akrabalarında yeme bozukluğu, madde kötüye kullanımı
veya Duygudurum bozuklukları çok sık olması nedeniyle buna yönelik sorgulanma
yapılmalıdır. Gıdalar ve kilo alımı konusunda ailenin kısıtlayıcı veya kontrol
edici davranışları da yaygındır.
Fizik muayene; olası organik nedenleri ve yeme bozuklukların
komplikasyonlarını araştırmaya yönelik olmalıdır Aşağıda tabloda yeme
bozukluklarında fizik muayenedeki ayrıntılar görülmektedir.
Yeme
Bozukluklarında Fizik Muayene
Ortostatikler dahil nabız ve kan basıncı
(bradikardi, kalori malnutrisyonunda ve dehidratasyonda ortostatik
değişiklikler)
Vücut ısısı (kalorik malnutrisyonda hipotermi)
Beden Ağırlığı
Beden Kitle İndeksi
Fundoskopi (intrakranial kitleleri ekarte etmek
için) ve görme alanı muayenesi (hipotalamik lezyonları ekarte etmek için)
Parotis bezi (kronik kusmada büyür)
Diş (Kronik kusmada diş minesinde erozyon)
Ergenlerde Seksiüel Olgunlaşmanın
Derecelendirilmesi (Taner Evresi) (Malnutrisyona bağlı pubertal gecikmeler)
Kardivasküler muayene
Abdominal kitleler
Ekstremiteler, sıcaklık, ödem (kalori
malnutisryonunda soğuk eller, ayaklar ve akrosiyanoz)
Labortauvar incelemeleri olası organik hastalıkları
ve komplikasyonları araştırmaya yönelik olmalıdır. Kaolrik malnutrisyon, AN’da
yaygın bir durum olup, başlangıç laboratuar test sonuçları genellikle
normaldir. Ancak zamanla anormallikler başlar. BN olan hatsallar ciddi ve
kronik hale gelmeden genellikle elektrolitler normal düzeyde çıkar. Eğer
hastaya testlerin sonuçlarının normal olduğu söylenirse, inkarını
güçlendirebilir. Doğru yaklaşım şöyle olmalıdır “ yapılan testler anormallik
göstermiyor fakat yeme bozukluğu devam ettikçe tekrarlanması gerekir, fiziksel
muyane ile saptanan malnutrisyonu laboratuar teyit etmeyebilir, bu sorun
olmadığını göstermez”. Semptomlar kronik ise, minör anormallikler
sergileyebilirler. Kalori malnutrisyonunda nötropeni, anemi ve tiroid işlev
anormalliklerinin hafif anormallikleri gözlenebilir. Bunlar kilo aldırmanın
ötesinde farklı tedavi genellikle gerektirmezler.
Yeme Bozukluklarında Başlangıç Laboratuar
Değerlendirmesi
Tam Kan Sayımı (Anemi ve nötropeniyi ekarte etmek
için)
Biyokimya profili (elektrolitler, magnezyum,
fosfor, transaminazlar, albumin, protein, BUN/kreatinin)
Tiroid İşlev testleri (düşük T3, Ötrioid sick
sendromu)
EKG-aritmi, QTc anormallikleri
Akut faz reaktanları (Eğer tanı açık değilse ESR,
CRP)
Yeme Bozukluğunda Anormal Olabilecek Laboratuar
Testleri
FSH/LH, Östrodiol (Düşük değerlerde)
Gonadotropinler (Düşük değerlerde)
Kortizol düzeyleri (Yüksek değerlerde)
Serum Karoten (Yüksek düzeylerde)
Serum lipidleri, kolesterol (Yüksek değerlerde)
Mide boşalma çalışmaları (Normalden daha yüksek)
Kemik yoğunluk çalışmaları (Ostopeniyi
gösterebilir)
Beyin görüntüleme (Azalmış beyin kitlesi)
Ekokardiyografi (azalmış kalp kitlesi ve azalmış
kardiak output)
Pelvik ultrasound (Ovarian küçülme ve foliküler
kistlerin azlığının görülmesi)
Devam eden
süreçte aşağıdaki laboratuar testler istenir.
Yeme
Bozukluğu Olan Hastayı İzlemede Faydalı Olan Laboratuar ve Radyolojik Testler
Tam kan sayımı
Serum elektrolitleri
İdrar elektrolitleri (Düşük klor kusmaya işaret
edebilir)
Amilaz izoenzimleri (Yüksek tükürük izoenzimi
kusmaya işaret edebilir)
Beslenme indikatörleri (örn. Albumin)
Böbrek işlevleri
Gayta guaiac
Fenolftalein için gayta incelemesi
Kilo iyileşmesi olduğu halde amonere devam ederse,
tiroid, prolaktin, LH ve Fsh bakılması
Kemik densitometrisi (osteopeni, osteoporoz)
Yeme Bozukluklarının Tıbbi Komplikasyonları
Yeme bozukluklarının çeşitli tıbbi komplikasyonları
olabilir. her biri aşağıda
tanımlanmıştır:
Yeme Bozukluklarında Tıbbi Sorunlar
Akut problemler
Sıvı ve
elektrolit ve asit-baz dengesi anormallikleri
Kardiyak
ritm bozuklukları
Gastroinestinal semptomlar
Gecikmiş gastrik boşalma
Konstipasyon
İrritabl kolon semptomları
Özafagial hastalık (Özafajit, rüptur)
Kronik Problemler
Büyüme
geriliği
Pubertenin duraklaması
Amenore,
oligomenore
Pik
kemik kitlesinin kazanılmasında bozulma
Serebral
atrofi
Kronik
renal tubuler bozukluklar
Kronik yeme bozukluğunda potansiyel irreversibl
problemler
Büyüme
geriliği
Anormal
pubertal durumlar
Kemik
kitlesini kazanmada sorunlar
Üreme
kapasitesinde anormallikler
Serebral
atrofi
Kronik
renal tubuler hastalıklar
Ani ölüm
Özafagial,
gastrik rüptur
Ventriküler aritmi (hipokalemi, uzun QT intervali ve torsades de points)
Tekrar
beslenme hipofostatemisi, konjestif kalp yetmezliği
Yeme
Bozukluğunun En Yaygın Semptomlarının
Komplikasyonları
Uzamış veya Aralıklı Gıda Kısıtlamalarının
Komplikasyonları
Azalmış istirahat enerji tüketim semptom ve bulguları
(hipotermi, hipotansiyon, ortostatik kan basıncı değişimleri)
Amenore, olgomenore
Osteopeni, osteoporozis riski
Azalmış
libido
Duygudurum, ve dikkat verme güçlükleri
Kusma Komplikasyonları
Elektrolit, asit-baz bozuklukları (hipokalemik, hipokloremik metabolik
alkaloz)
Dehidratasyon
Dental
mine erozyonu
Tükrük
bezi büyümesi
Özafagial rüptür, kanama (akut)
Özafajit, irritabl barsak semptomları (kronik)
Ödem
Hipokalemik nefropati
Laksatif Kullanımının Komplikasyonları
Elektrolit,
asit-baz bozuklukları (akut-asidosiz, kronik-hipokalemik alkalozis)
Dehidratasyon
Konstipasyon
Katartik
Kolon
Ödem
Zayıflama Hapları Kullanımının Komplikasyonları
Artmış
kan basıncı
Konvulziyonlar
Serebrovasküler olaylar
Miyokard enfarktüsü
Huzursuzluk, Anksiyete
Egzersiz Aşırı Yapmanın Komplikasyonları
Aşırı
egzersiz injürileri (mikrotravma, stres kırıkları)
Amenore,
oligomenore
Yeme Bozukluklarında Tedavi
Yeme bozukluklarının tedavisi zorludur. Bunun için tedavi ekibinde;
primer tıbbi hekim, psikoterapist, psikiyatrist ve beslenme uzmanı yer alır.
Tedavide risk faktörlerinin, sürdürücü etmenlerin üzerinde de durulması
gerekir.Tekrar beslenmeye başlama sırasında abdominal sıkıntılar olabilir.
Kabızlık sorunu sıktır, kabızlık tedavisinde laksatif ilaçların kullanımından
mümkün olduğunca kaçınılmalı, eğer gerekiyorsa lifli gıdaların yenmesi ve
mineral yağlar kullanılabilir. Ancak sağlıklı yeme alışkanlığının
yerleştirilmesi barsak hareketlerini düzenleyecektir.
Yeme bozukluklarında menstrüel bozukluklar oldukça yaygındır. BN
olanlarda oligomenore, AN’da amenore yaygınlığı artar. Bu semptomlar, muhtemel
nutrisyonel defisite ve strese yanıt olarak GNRH’ın hipotalamik salınımındaki
eksiklik nedeniyledir. Normal kiloya dönüşle düzelmesi beklenir.
AN’nın tedavisinde etkin psikofarmakolojik tedavi
gösterilememiştir. İlave psikiyatrik bozukluk var ise ilaç faydalı olabilir.
Önceden var olan OKB ve depresif bozukluk ilaçtan yararlanabilmektedir. BN’de
ise tersine ilaçlardan yarar görebilmektedir (SSRI gibi)
Kaynak: Gata
Anorexi Nervoza
Kilo alarak, şişmanlamaktan aşırı korkma sonucu,
zayıflamak için sürekli çaba göstermeye Anorexia Nervosa denir.
Bireyin boyu veyaşı arasındaki normal asgari
ağırlığının %85'inin altına indirmesi, Anorexia Nervosa tanısı koymak için
yeterlidir. Dünya Sağlık Örgütü ( WHO ), boy, kilo veyaş arasındaki ideal
ölçüyü şöyle tanımlamaktadır :
( ( Boy - 100 ) + ( Yaş / 10 ) ) * 0,8 ( bayanlar
için ) * 0,9 ( erkekler için )
Örnek olarak 30 yaşında ve 1.75 boyundaki bir
erkeğin ideal kilosu şöyle hesaplanacaktır.
= ( ( 175 - 100 ) + ( 30 / 10 ) ) * 0.9
= ( 75 +3 ) * 0.9
= 78 * 0.9
= 70,2 ( 70 kilo 200gram )
Hilde Bruch son 20 yılda bu konuda ciddi
araştırmalar yapmıştır. (1973 - 1978 - 1987 ). Bruch'a göre düşüncelerin
sürekli beden ağırlığı ve yiyecekle ilgi tutulması aslında derinlerde bir
" benlik kavramı " bozukluğunun olduğunun geç kalmış bir işaretidir.
Anoreksik bireyler güçsüz, etkisiz olduklarına yönelik kesin bir inanç
taşırlar. Daha çok kusursuz bir küçük kız imgesiyle kendilerini korumak
isterler. Beden, benlikten ayrı ve ebeveyne ait bir parça gibi yaşanır.
Özerklik duyguları gelişmemiştir. Beden işlevlerinin denetimi kendilerinde
değil"miş gibi" yaşarlar.
Anorexia Nervosalının çocukluğu da genellikle
ebeveynini sürekli hoşnut etmeye çalışan " iyi " kız çocuğu şeklinde
geçmiştir. Ergenlik dönemine geldiklerinde , birden inatçı ve olumsuz tavırlar
edinmeye başlarlar. Bruch' a göre bunun nedeni bedeniyle yaşadığı kopukluktan
kurtularak bedeninin denetimi ele geçirmeye yönelik kendini tedavi etme
girişimidir. Böylece Anksiyetesini beden ağırlığının ve yiyeceklerinin
denetimine dönüştürmüş olur.
Bruch'a göre Anorexia Nervosa bozuk anne - kız
ilişkilerinden ve bu ilişkide, çocuğunkinden çok, annenin kendi ihtiyaçlarının
ön planda olmasından kaynaklanır. Çocuk anneden kendisine değer veren ve kendi
varlığını hissedebileceği karşılıkları alamadığında sağlıklı bir benlik duyusu
geliştiremez. Kendisini annenin uzantısı olarak algılar.
Anorexia Nervosa'ya ilişkin çalışmaların çoğu anne
- kız ilişkisi üzerine yapılmıştır. Ratey ve Bemporad ( 1985 ) bazı anoreksik
durumların baba - kız ilişkisindeki aksaklıklardan da oluşabileceğini
gözlemlemişlerdir. Anorexialı kızların babaları ilgili ve destekleyici
görünmekle birlikte kızları kendilerine ihtiyaç duyduğunda onlarıduygusal
yönden yalnız bırakırlar ve kendi veremediklerini kızlarından beklerler.
Çoğunlukla mutsuz bir beraberlik yaşayan anne ve baba birbirlerinde bulamadıklarını
kızlarından bekleyebilirler. Kızlarını kendi ihtiyaçlarını sağlayan bir self -
obje yerine koydukları için çocuğa kendisi olabilme şansını tanımadıklarını
söylemiştir.
Gabbard 1990, Anorexia Nervosa'nın psikodinamiğini
şöyle açıklar :
1 - Farklı ve tek olabilmek için çabalamak.
2 - Ebeveynin beklentileri sonucu oluşan yapay
benlik duyumunu reddetmeye çalışmak.
3 - Gerçek benliğin belirmeye başlaması.
4 - Bedende somutlaşan içselleştirilmiş düşman anne
imgesinin reddedilmesi.
5 - Aşırı isteklere karşı savunma geliştirme.
6 - Kendisinin yerine diğerlerini çaresiz durumda
bırakma.
Bulimia Nervoza
Bulimia Nervoza yemek yeme krizleri ve sonunda
kusarak mideyi boşaltma çabaları olarak tanımlanır. Beden ağırlığı normale
yakın olduğu gibi, aşırı kilo kaybı olan hastalara da rastlanır. Bruch ( 1987 )
Anorexia ve Blumianın birbirinden farklı durumlar olduğunu söylemiştir.
Anoreksik kişilerin katı ve disiplinli , bulimik kişilerinse sorumsuz ve
disiplinsiz olduğuna dikkat çekmiştir. Garfinkel ve Ark. 1980 - Hall ve Ark. (
1984 ) bu görüşü paylaşmayarak anoreksik hastaların en azında %40 - 50 'sinde
Bulimia da görülmekte ve pek çok kişinin yaşamı boyu bu iki durum birbirinin
yerini alabilmektedir demişlerdir.
Bulimiklerin anneleri de çocuklarını kendi uzantıları
olarak yaşayan kişilerdir. Hem ebeveynde hem çocukta birbirlerinden ayrılma ile
ilgili yoğun güçlükler yaşandığı saptanmıştır. Humphrey ve Stern ( 1988 )
çocuğun gelişim öyküsünde ortak olan yön, çocuğun annesinden kopmasına yardımcı
olarak emzik, veya "geçiş nesnesi" denilen battaniye v.s. gibi geçiş
nesnelerinden yoksun kalmış olmasıdır. Besin maddesini alma içselleşmiş kötü ya
da saldırgan nesne imgesinin içe alınması, besin maddesi atma da bu kötü,
saldırgan nesneyi dışarı atma olarak tanımlamışlardır.
Tıkanırcasına Yeme Bozukluğu
Başlıca özellikleri, tıkInırcasına yemek yeme
nöbetleri ve arkasından kendi kendine kusma, bağırsak yumuşatıcıları olan
(laksatifler) ilaçları yanlış kullanma, aç kalma ve aşırı egzersiz yapmadır. (
Tıkınma periodu için bakınız Bulimia)
Yemek yeme ve kendini durdurma denetimi
bozulmuştur. Çok hızlı yemek yeme, rahatsızlık verene kadar yemek yeme, aç
değilken bile büyük miktarda yemek yeme, kişinin ne kadar yediği konusunda
utanması nedeniyle yalnız başına yemesi ve sonra da kendini iğrenç,suçlu ve
depresif hissetme bulunur. Tanı için belirgin sıkıntı, tıkanırcasına yemek yeme
nöbetleri esnasında ve sonrasında suçluluk duyguları ve vücüdün estetiğiyle
ilgili kaygılar gerekir.
Tıkınma nöbetleri ortalama olarak en az 6 aylık
dönemde en az haftada 2 gün ortaya çıkar. Gelecekteki araştırmalar da yemek
yeme nöbetlerinin sayısından çok, ortaya çıktığı günleri araştırmaya yönelik
olacaktır. Belirtiler sadece Anorexia Nervoza’da ortaya çıkmaz. Bazı uygunsuz
dengeleyici davranışlar (örneğin ishal olma, aç kalma ya da aşırı egzersiz )
ara sıra ortaya çıkabilir. Ama tıkanırcasına yemenin etkilerine karşı koymak
için düzenli olarak uygulanmaz.
İLİŞKİLİ ÖNCELİKLER VE BOZUKLUKLAR
Bazı bireyler depresyon, anksiyete ve bozuk
duygudurumla tetiklendiğini bildirmiştir. Diğer bir kısım birey, tıkınırcasına
yemek yeme periodunu tetikleyen özel bir başlatıcı bulamamışlardır. Ama aşırı
yemek yeme ile gerginlik duygusunun azaldığı belirtilmiştir. Bazı bireyler
kendilerini “duygusuz“ “boşlukta“ hissetme anlarında tıkınırcasına yemek yeme
nöbetlerine girdiklerini tanımlamışlardır.
Birçok birey bir gün boyunca öğünlerini planlamadan
yer. Klinik ortamda bu yeme davranış biçimini gösteren bireylerde değişen
derecelerde obesite (fazla yeme – şişmanlık) vardır. Çoğu diyet yapmak için
uzun süreli tekrarlayan çabalar gösterirler. Gıda alımını denetleme zorlukları
konusunda umutsuzluk hissederler. Bazıları kalori alımını kısıtlarlar ama
bazıları diyet yapma çabalarını bırakabilirler. Bu bireyler ortalama bireylerden
daha şişmandırlar ve belirgin bir kilo alıp verme dalgalanması görülür.
Tıkınma yeme bozukluğu olan bireyler yemelerinin ya
da kilolarının eşleriyle ve diğer insanlarla ilişkilerini, işlerini ve
kendilerini iyi hissetme yetilerinin engellendiğini söylerler. Yeme bozukluğu
olmayan bireylerle karşılaştırılınca daha yüksek oranda kendinden nefret etme,
iğrenme, depresyon, kaygı, endişe, somatik belirtiler ve kişilerarası
duyarlılık bildirirler. Kadınlarda erkekler göre 1.5 kez daha fazla görülür. Toplumlarda
% 15 ile % 50 (ortalama % 30) oranında görülmektedir.
Başlangıcı geç ergenlik ya da 20’li yaşların
başlarında çoğu kez diyet yaparak belirgin kilo verdikten hemen sonradır.
Bunun dışında birçok bireyde tıkınırcasına yemek
yeme nöbeti yerine aşırı yemek yeme nöbetleri de görülmektedir.
(DSM IV’den yararlanılmıştır)
Şok Diyet
1999 yılında ABD'de yaygınlaşan ve haftada 4 kilo
vermenizi sağlayan bir diyet listesi sunuyoruz.
Bu diyetin özelliği günde
2 litre
(8 su bardağı) su
içmeniz. Sürekli kilo kaybı için en pratik formül sudur; çünkü su iştahı
azaltarak bastırır ve bedenin depolanmış yağları metabolize etmesine yardımcı
olur. Alınan su miktarı azalınca yağ miktarı artmaya başlar. Bu şekilde az su
alınınca kilo artar. Oysa günde
2
litre
su aldığınızda kilonuz azalmaya başlar.
NEDEN ?
Su iştahı azaltarak bastırır ve bedenin depolanmış
yağları metabolize etmesine yardımcı olur. Araştırma sonuçlarında alınan su
miktarı azaltılınca vücutta depolanan yağ miktarı artmaya başlamaktadır; çünkü
böbrekler yeterli su olmayınca iyi çalışamaz ve böbreklerin işinin bir kısmı
karaciğere yüklenir. Karaciğerin bir görevi de depolanmış yağları bedenin
kullanabileceği enerjiye çevirmektir. Karaciğer böbreklerin işini yapmak
zorunda kalırsa, kendi işini tam yapamaz ve yağların tamamını enerjiye
çeviremeyeceği için yağlar bedende depolanmaya başlar ve kilo artar. Beden
ihtiyacından daha az su almaya başlarsa bunu susuz kalma tehlikesi olarak
değerlendirerek, alınan suyun her damlasını saklamaya çalışır ve suyu hücre dışı
dokularda biriktirmeye başlar. Bunun sonucu el, ayak ve bacakların şişmesi
görülebilir. İdrar söktürücü (Di-üritetik)ler geçici bir çözümdür ve depolanmış
suyu atarken bazı temel besi maddelerini de yok ederler. Böylece beden yine
susuz kalır ve ilk fırsatta suyun her damlasını depo etmeye başlar ve sistemde
bir kısır döngü oluşur.Bedenden su atılamıyorsa nedeni tuz olabilir. Tuz suyu
tutacağı için beslenirken fazla tuz almamak gerekir; çünkü tuzlu yenildiğinde
beden tuzu sulandırmak için daha fazla suya gereksinim duyar. Tuzu atabilmek
için yine su içilmelidir. Su böbreklerden geçerken ihtiyacının fazlası olan
tuzu (sodyumu) da atar.
Fazla kilolu insanların metabolik yükleri fazla
olacağından yağın yakılması için daha fazla su içmeye ihtiyaçları vardır.
Su kasların dengesini sağlar, kurumayı engeller.
Kilo verirken sarkmaları önler; çünkü küçülen hücreler su ile dolar ve
esnekleşir. Kilo verirken beden atıkları fazla olur. Metabolize edilen yağların
yakılması için de suya gerek vardır.
Su kabızlığı önler; çünkü beden yetersiz su alınca
gerekli suyu iç dokudan, kalın bağırsaktan çeker ve sonuç kabızlıktır. Bol su
içilirse bağırsaklar normal olarak çalışırlar.
Anlatılan nedenlerle kilo kaybetmek için su içmek
şarttır. Hergün 8 bardak su içmelidir; ancak kilo vermek isteyen kişiler her 12
kilo fazlası için bir bardak su içilmelidir. Spor yapılıyor veya hava sıcak ve
kuru ise soğuk su içilmelidir; çünkü bedene daha çabuk yayılır. Bazı
araştırmalar soğuk suyun kalorileri yaktığını göstermektedir.
Vücut yeterli suyu alınca doğal susama hissi geri
gelir, açlık kaybolur.
Diyet
yapmaya başladığınızda :
* Yiyeceklerinize limon ve tuz ekleyebilirsiniz.
Tuzu en alt ölçekte kullanmalısınız veya yapay tuzlarla da
destekleyebilirsiniz.
* Suyun yanında soda ve şekersiz çay ve bitki çayı
kullanabilirsiniz. Şeker yerine yapay, kalorisiz tatlandırıcı kullanmak
zorunludur.
* Kahve (Nescafe v.b.) günde en çok 2 fincan.
* Diyet kola türünden gazlı içeceklerden en fazla
iki adet kullanabilirsiniz.
* Çay ve bitki çaylarını limitsiz kullanabilirsiniz
(şekersiz veya yapay tatlandırıcılarla).
* Sabahları kahvaltıdan önce 1 bardak su veya yarım
bardak greyfurt suyu (midenizin hassasiyetine göre) içmelisiniz.
ŞOK DİYETLER
Size 2 seçenekli diyet sunuyoruz. Doktorunuza
danışarak bir tanesini seçebilirsiniz.
1.Seçenek : 3 günde
2 kg
. verebileceğiniz diyet.
2.Seçenek : 7 günde
2 kg
. verebileceğiniz diyet.
DİYET
* Koruma Programında Diyet. KORUMA DİYETİ
1.SEÇENEK :
1.Gün :
Sabah Kahvaltısı :
Uyanınca 1 su bardağı su
1 yumurta
1 dilim kepek ekmek
İstenilen miktar salatalık
Marul, maydanoz (çiğ)
Öğlen Yemeği :
100gr. beyaz et
1 dilim kepek ekmek
İstenilen miktar çiğ salata
(limonlu, yağsız, havuç hariç)
Akşam Yemeği :
125gr. Diyet ton
1 dilim kepek ekmek
İstenilen miktar salata
(limonlu, yağsız, havuç hariç)
Gece Yatmadan Önce :
1 adet küçük boy meyve (Elma, armut, şeftali veya
nektar)
2. Gün :
Sabah Kahvaltısı :
1 kibrit kutu büyüklüğünde beyaz peynir
1 dilim ekmek
İstenilen miktarda çiğ salata (havuç hariç)
Öğlen Yemeği :
125gr. diyet yoğurt
1 dilim kepek ekmek
İstenilen miktarda çiğ salata
(limonlu, yağsız, havuç hariç)
Akşam Yemeği :
250gr. mantar haşlanmış veya ızgara
İstenilen miktarda çiğ salata
(limonlu, yağsız, havuç hariç)
Yatmadan Önce :
1 adet küçük boy meyve (elma, armut, şeftali,
nektarin)
3. Gün :
Sabah Kahvaltısı :
1 adet yumurta
5 adet tuzlu kraker veya 1 dilim kepek ekmek
İstenilen miktarda çiğ salata
(limonlu, yağsız, havuç hariç)
Öğle Yemeği :
200gr. sebze yemeği (çok az yağlı)
1 dilim kepek ekmek
İstenilen miktarda çiğ salata
(limonlu, yağsız, havuç hariç)
Akşam Yemeği :
100gr. beyaz ızgara et veya 60gr. kırmızı et
(bonfile)
1 dilim kepek ekmek
İstenilen miktarda çiğ salata
(limonlu, yağsız, havuç hariç)
Gece Yatmadan Önce :
3 adet kayısı veya (yerine 1 elma, 1 armut, 1
şeftali)
* Bu diyet hızlı zayıflamayı sağlar, ancak uzun
süreli yapılması önerilmemektedir.
* Bu diyette 4 öğün yiyeceksiniz.
* Hiç ilaç almamalısınız.
* Her gün 8 bardak su içmelisiniz. Her
12 kg
. fazlanız için de 1 su
bardağı fazla su içeceksiniz (Örnek : 66kg.sanız
ve
54
kg
.a inmek istiyorsanız 8 + 1 bardak su yani
2,25 litre
su)
* Kalori hesabı üzerine kurulmuş bir diyet programı
olduğu için listedeki gıdaların yerine alternatif gıdalar DİYET'in sonunda
sunulmuştur.
2. DİYET
Aç Karnına :
1 bardak su
Kahvaltı :
Kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir veya 1
yumurta
1 dilim kepek ekmeği veya 1/4 simit
istenilen miktarda domates, salatalık
Öğle :
1 porsiyon sebze yemeği (ıspanak, bezelye, mantar
ve karnıbahar hariç) veya havuç rendesi)
1 dilim ekmek veya 1 kase çorba
Bol salata (yağsız)
1 çay bardağı yoğurt veya 1 su bardağı ayran
Ara :
1 porsiyon meyva
Ara :
2 adet etimek veya 2 adet grissini
Akşam :
İki köfte kadar et veya tavuk veya balık (hamburger
veya sandviç veya tost) veya 8 kaşık
kurubaklagil yemeği
2 dilim kepek ekmeği veya 4 kaşık pirinç pilavı
Bol salata (yağsız)
1 çay bardağı yoğurt veya bir kase cacık
Ara :
1 porsiyon meyva
1 çay bardağı süt
* Bu diyet uygulanırken hergün 40 dakika yürüyüş
yaparak ,metabolizmanızı hızlandırabilirsiniz.
KORUMA DİYETİ Fazla kilolar verildikten sonra eski
beslenme şeklinize geri dönerseniz, kaçınılmaz olarak tekrar kilo almaya
başlarsınız. Yeni beslenme alışkanlığı edinmeniz için 2 ay koruma programında
kalmanız gerekir.
Koruma programında almanız gereken kalori şöyledir
: Kadınlar için :
Hareketsiz çalışan 35 yaşa dek olan kadınlar günde
2000 kalori.
Hareketsiz çalışan 35 yaş sonrası kadınlar günde
1500 kalori.
Hareketli çalışan 35 yaşa kadar kadınlar 2200
kalori...(40 dakika yürüyüşe eşdeğer).
Hareketli çalışan 35 yaş sonrası kadınlar 2000
kalori...(40 dakika yürüyüşe eşdeğer).
Erkekler için :
Hareketsiz çalışan 35 yaşa dek olan erkekler günde
2200 kalori.
Hareketsiz çalışan 35 yaş sonrası erkekler günde
1800 kalori.
Hareketli çalışan 35 yaşa kadar erkekler 2500
kalori...(40 dakika yürüyüşe eşdeğer)
Hareketli çalışan 35 yaş sonrası erkekler 2200
kalori...(40 dakika yürüyüşe eşdeğer)
DİKKAT : * İçeriğini bilmediğiniz gıdaları almayın.
* Kesinlikle ÖĞÜN ATLAMAYIN.
* Günde 1 tatlı kaşığı yağ kullanın.
* Aşırı tuz tüketmeyin.
* Verilenlerden eksik veya fazla yemeyin.
* Aşağıda verilen alternatif listenizi kullanmaya
özen gösterin.
* Çiğ yenilen salata ve sebzeler limitsizdir
(yağsız ve limonsuz, havuç, bakla, bezelye, kereviz, avokado hariç)
ALTERNATİF LİSTE (GIDALARIN DEĞİŞİMİ) :
1.GRUP : Et, balık, tavuk (Protein içerirler)
60gr. et veya 100gr. beyaz et
3 adet köfte
1 orta biftek
1 orta bonfile
100 gr. tavuk
100 gr. balık
5 adet midye
5 adet kalamar
5 adet karides
1 orta boy istakoz
125gr. diyet ton
1 yumurta
1 ince dilim salam
4 ince dilim sucuk
Yarım sosis
2.GRUP : Unlu gıdalar (Karbonhidrat içerirler)
1 dilim beyaz ekmek
1 dilim kepek ekmek
2 adet etimek
1 adet galeta
2 adet grissini
1/4 simit
2 yemek kaşığı müsli
2 yemek kaşığı mısır gevreği
1,5 yemek kaşığı yulaf ezmesi
2 yemek kaşığı patates püresi
1 orta boy patates
2 yemek kaşığı pirinç pilavı
2 yemek kaşığı bulgur pilavı
2 yemek kaşığı erişte
2 yemek kaşığı makarna
2 yemek kaşığı kuskus
1 kase her türlü çorba
* Bir kase = bir su bardağı, yemek kaşığı ölçüsü
silme olarak verilmiştir.
3.GRUP : Sebzeler (Protein, karbonhidrat, mineral
ve vitamin içerirler)
3 yemek kaşığı havuç
3 yemek kaşığı bezelye
4 yemek kaşığı bamya
4 yemek kaşığı ıspanak
4 yemek kaşığı fasülye
4 yemek kaşığı patlıcan
4 yemek kaşığı pırasa
5 yemek kaşığı kereviz
5 yemek kaşığı lahana
5 yemek kaşığı karnıbahar
5 yemek kaşığı pazı
5 yemek kaşığı dereotu
1 orta boy enginar
3 orta boy dolma biber
* Yemek kaşığı ölçüsü silme olarak verilmiştir.
4.GRUP : Meyveler (Vitamin içerirler)
1 küçük boy elma veya armut veya şeftali veya
portakal veya greyfurt
2 küçük boy mandalina
1 adet yerli muz veya yarım adet yabancı muz veya
kivi
3 adet incir veya kayısı
12 tane üzüm
10 adet çilek veya kiraz veya yeşil erik
5 adet kırmızı erik
12 adet vişne
Yarım ayva veya nar veya avokado
1 ince dilim kavun veya karpuz veya ananas
5.GRUP : Süt, Peynir, Yoğurt (Protein içerirler)
1 fincan süt veya 2 fincan diyet süt
1 fincan yoğurt veya diyetse 2 fincan yoğurt
1 kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir
2 kibrit kutusu büyüklüğünde diyet peyaz peynir
1 adet karper peynir
1/2 kibrit kutusu büyüklüğünde tulum peynir
1 çay bardağı lor peyniri
1 çay bardağı çökelek
1 kibrit kutusu büyüklüğünde dil peyniri
1 kibrit kutusu büyüklüğünde Çerkez peyniri
6.GRUP : İçecekler (Taze sıkılmış)
1 çay bardağı greyfurt, portakal, mandalina
1 çay bardağı elma, nar, vişne, üzüm
1 çay bardağı ananas
1 çay bardağı havuç suyu
1 çay bardağı ayran
4 adet soda
2 adet diyet kola
Şekersiz çay veya kahve
7.GRUP : Kuruyemişler (kar.,protein, min.
içerirler)
Badem 8-10 adet
Fındık 8-10 adet
Fıstık 8-10 adet
Beyaz leblebi 15 tane
Sarı leblebi 15 tane
Kabak çekirdeği 1 fincan
Ay çekirdeği 1 fincan
Kuru kayısı 3 adet
Kuru incir 2 adet
Kuru üzüm 1 fincan
Kaynak : Psikom
|