Korku ve Fobi Nedir ? 

 Çoğumuz çeşitli şeylerden korkarız. Bu korkularımız hayatımızın çeşitli dönemlerinde değişiklikler gösterebilmektedir. Çocukluk döneminde özellikle anne-baba ya da diğer bakım veren kişiler yanımızda olmadığında , onları göremediğimizde korku duyarız, onların bizi terk ettiğini düşünerek, korkar, ağlarız. Yaşımız 1.5-2 yi aşınca artık anne babamız yanımızda olmayınca onların bizi terk ettiği düşüncesi, yerini onların sevgisini kaybedebileceğimiz düşüncesi almaya başlar. İlerleyen günlerde ailemizle yaşantılarımızdan kazandığımız, onlarla olan ilişkimizin bize kazandırdığı güven hissi ile artık kendi kendimize kararlar verir, hareketlerimizi kendi hedeflerimiz doğrultusunda planlar ve yürütürüz. Ancak ailede eğer anne baba geçimsizliği, şiddet ortamı, çocuklara gerekli sevgi ve ilginin gösterilememesi, onlara taşıyabilecekleri yeterli sorumluluklar verilmez, arkadaş ilişkileri için gereken oyun ve yaşıt desteği sağlanamaz, iyi örnek olunamazsa o durumda özgüven eksikliği ve korkuların oluşumuna yol açılabilir. Korkuların daha ileri şekli ise fobilerdir. Fobileri alelade korkulardan ayıran özellikler, korkuyla oluşan sıkıntı ve gerilimin belli bir nesne ya da duruma bağlı olması; korkunun boyutunun olayı tetikleyen korku objesi ya da duruma kıyasla orantısız ve abartılı bir düzeyde olması; kişinin kendi verdiği tepkisinin anlamsız ve aşırı olduğunun tümüyle farkında olması; o korku nesnesi ya da durum ile karşılaşmaktan ısrarla kaçınması ve eğer karşılaşırsa aşırı düzeyde çarpıntı, nefes alamama, terleme, sıcak basması, mide bulantısı hatta bayılma gibi durumlara yol açarak, kişinin hayatını kısıtlamasına sebep olmasıdır. Kişi o hale gelir ki, sokağa çıkamaz, ya da tek başına kalamaz, bazı yerlerden geçemez, bu durum kişinin yakın çevresindekileri de olumsuz etkileyerek, onların da durumun getirdiği sıkıntılı durumları yaşamasına sebep olur ve kişinin çevresi ile sorunlar yaşamasına, sosyal ya da mesleki işlevselliğinde bozulmalara yol açabilir.  

Psikanalitik görüşe göre fobiler çocuklukta 3-5 yaş arası yaşanan ödipal dönemde yaşanan sorunların çözümlenememesi ile ilişkilidir. Bu dönemde çocuğun cinsel organlarina yonelik korkular hissetmesi ( söz dinlemezse sünnet edilme ile ilişkili olarak korkutulması ya da yaramazlık yaparsa cinsel bölgesine yönelik zarar geleceği şeklinde) fobilerin gelişimine yol açmaktadır. Gene bu dönemde egonun kişiyi korumak amacıyla ‘yer değiştirme’ (displacement) olarak adlandırdığımız bir savunma mekanizması ile kişinin hissettiği tehlikeli bir dürtüsünü, bu dürtü ile az ya da çok benzerliği olan dışarıdaki bir objeye yansıtarak, çözmeye çalıştığı,fobi oluşumuna yol açtığı düşünülmektedir. Bir diğer kurama göre ise kişinin belli bir olay karşısında verdiği korku yanıtına kişinin koşullanması ya da yakınlarından küçük yaşlarda bu tür korkuları öğrenmesi de korku davranışının başlamasında etkili olabilmektedir.

  Vücudun biyolojik yapısındaki bir takım değişiklikler de bu durumlarda etkili olabilmektedir. Özellikle hipofiz-hipotalamus ve böbreküstü bezleri ile ilgili hormonlarda değişmeler saptanmıştır ve bu değişimler kişinin korku etkeni ile karşılaşması sonrası verdiği tepkilerden sorumludur. Bu tepkiler bir panik atağı oluşturacak denli büyük boyutlara varabilir. Kişiler bu durumları kendi kendilerine tedavi yoluna gitmeye çalışarak alkol ve madde bağımlılığı tabloları içine girebilmektedirler.

En sık görülen fobiler arasında hayvan fobileri ( kedi, köpek, fare, kuş gibi), yükseklik, şimşek, gök gürültüsü,karanlık ve kapalı alan, uçak,kan- enjeksiyon, dişçi korkuları gelebilmektedir. Klastrofobi dediğimiz kapalı yer korkusu özellikle kendini asansör, yollardaki tüneller, sıkışan trafikte arabada kalmak, banyo ve duş kabinleri, havasız basık odalar ve MR görüntüleme cihazlarında kendini hissettirmektedir. Agorafobi ( açık alan korkusu)toplu bulunulan yerlerden korkma olup, pazarlar, alışveriş merkezleri, kalabalık caddelerde , sinema ve tiyatrolarda, yabancı mekanlarda kendini gösterebilmektedir. Agorafobi genellikle birikim yapan stresli koşulların sonucunda oluşabilmektedir. Hayvan fobisi olanların dörtte bir kadarı korkularının başlangıcı için kendileri için travmatik bir olayı hatırlayabilmişlerdir.

Toplumun % 5-10 kadarında rastlanmaktadır.Kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha sık görülmektedir.hayvan fobileri ortalama 7 yaşında, kan görme korkusu 9 yaşta, dişçi fobisi ise 12 yaşta başlamaktadır. Klastrofobi ve agorafobi 20 yaş civarı zirve yapmaktadır. Yapılan bazı çalışmalarda bu kişilerin yaklaşık % 70’ inde ebeveynlerden birinde bu tür bir fobi olduğu gözlenmiştir.

Korkuların üstüne gidilmesi gerekir. Bu tıpkı karanlıkta bir kedinin gölgesini, aslan olarak büyük bir şekilde görmek şeklindedir. Korkuların belli bir düzen içinde üzerine gidilmeli, korkulan nesne ya da durumdan uzak durma durumundan kaçınılmalıdır

Tedavi edilmediği takdirde ömür boyu sürebilen korkuların tedavisi ilaç, bilişsel-davranışçı tedaviler ve gerekirse hipnoz ile yapılabilmektedir.

Korku yaratan obje, durum ya da aktivite ile karşılaşıldığında anksiyete belirtileri ortaya çıkar. Panik atakta görülen belirtilerin hemen hepsi fobik durumla karşılaşıldığında ortaya çıkabilir. Bu belirtilerden bazıları şunlardır:

  Fobi belirtileri nelerdir?

Çarpıntı

Yüz kızarması

Titreme

Terleme

Bulanık görme

Nefes darlığı

Ağız kuruluğu

Yutkunma güçlüğü

Mide Bulantısı

Bilinç Kaybı

Ani Tansiyon Düşüşü

Bayılma vb.

Fobilerin tedavisinde ilaç ve psikoterapi birlikte uygulanır. İlaç tedavisi çoğu kez yeterli değildir ve antidepresan ilaçlar kullanılır.

Fobilerin tedavisinde en sık başvurulan yöntem, kişinin korkusuyla yüzleşmesinin sağlanmasıdır. Kişinin, anksiyete yaratan varlık ya da durumun üstüne giderek anksiyeteyi nasıl yaşadığını ve onunla nasıl başa çıkabileceğini öğrenmesi istenir.  

Özgül Fobiler : Belirli nesneler veya durumlardan anormal korkudur. Bunları agorafobi ve sosyal fobilerden ayırt ettiren özellik korkunun özgül durumlar ve nesneler karşısında belirmesidir. Bu özgül durumlar ve nesneler olmadığında hastada rahatsızlık belirtisi yoktur. Bunlardan uzak olduğu sürece hastanın yaşamı etkilenmemektedir. Yalnız fobi nesnesi ya da durumuyla yüz yüze gelince panik derecesinde korku ortaya çıkmaktadır. Hasta bu nesne veya durumların nerede bulunabileceğini daha önceden inceler ve ona göre sakınarak sıkıntıdan kendini korumaya çalışır. Fakat çok sık karşılaşılan nesneler karşı korku yaşamı çok kısıtlayıcı olabilir.

Fobiler korkunun ortaya çıktığı uyarana göre üçe ayrılabilirler:

Nesne fobileri (böcek, kelebek, köpek, sivri uçlu eşya gibi...)

Durum fobileri (kapalı yer, açık yer, asansör, yüksek yer gibi...)

İşlev fobileri (altına kaçırma, gaz kaçırma, terleme, yüz kızarması gibi...)

SOSYAL FOBİ NEDÝR?

Sosyal ortamlarda başkaları tarafından inceleme altında tutulduğu korkusu performans gösterilmesi gereken durumlarda eleştirilme yada küçük düşme korkusunun yaşanmasıdır.Ve kişi bu korkunun yaşanmasından kurtulmak için bu tür sosyal ortamlara girmekten kaçınır. Kaçınma nedeniyle kişinin sosyal mesleki yada aile yaşamı etkilenir.

Sosyal fobi iki farklı şekilde görülür.

Genel: Korkular hemen her durum için geçerlidir.

Özel:Yalnızca özel bazı durumlar için geçerlidir. (Başkalarının önünde imza atmak, yemek yemek vs gibi.)

 Sosyal fobide en sık karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir.

Çarpıntı

Titreme

Terleme

Kaslarda gerginlik

Midede rahatsızlık hissi

Göğüste sıkıntı hissi

Sıcak yada soğuk basması

Başta ağırlık hissi-Baş ağrısı

Bu durumda kişi zaman içerisinde bu belirtilerle yaşamaya alışabilir. Ancak hayatının değişik alanlarını kısıtlamaya başlayan belirtiler bir gün iş güç yapmayı da engellemeye başlarsa işi için tedavisi şart bir durum haline gelir.Yaşanan bu belirtiler kişide derin bir korku ve heyecan hali ile birlikte görülür.

Korkulan durumlardan kaçıma davranışı genellikle çok belirgindir.Ve bazen tam bir sosyal yalnızlıkla sonuçlanabilir. Korkulan durumlarda kaçınmak için olmadık şeyler yaparlar. Bir seminer vermesi gereken kişinin seminer iptal olsun diye ayağının kırılmasına bile sevineceğini söylemesi hatta bunun için dua ettiğini söylemesi olayın ne kadar sıkıntı verici olduğunu anlatmak için yeterli olur sanırım.

Sosyal fobisi olanlar genelde aşağıdaki durumlarda sosyal fobi belirtilerini yoğun olarak yaşarlar.

- Topluluk önünde konuşmak.

- Bir işle uğraşırken seyredilmek.

- Başkalarının önünde yemek yemek-içmek.

- Otorite konumundaki kişilerle temas etmek.

- Misafir kabul etmek

- Başkaları ile tartışmak

- Toplulukta telefonla konuşmak.

- Tanımadığı kişilerin gözlerinin içine bakmak,

- İlgi odağı olmak.

- Başkalarının önünde yazı yazmak.

Sosyal fobi belirtilerini bazen kişi kaygı belirtilerinden birisi imiş gibi düşünebilir.

  Korkulan durumdan kaçma davranışı genellikle çok belirgindir. Tam bir sosyal yalnızlığa yol açabilir. Başlangıç yaşı sosyal fobide çok erkendir. Hastaların % 40’ında başlangıç yaşı 10’un altındadır. Hastaların %95’inde ise başlangıç 20’nin altındadır. Okul fobisi olan çocukların %40’ında ise sosyal fobi olduğu belirtilmektedir.

  Agorafobi,

Fobiler arasında sık görülen, eskiden yalnız meydanlardan, açık yerlerden korku olarak bilinen bir Anksiyete bozukluğudur. Şimdi ise agorafobi çok daha geniş bir anlam taşımaktadır. Yalnız başına kalmaktan, yalnız sokağa çıkmaktan, kalabalık yerlere girmekten, örneğin sinema, tiyatro, tünel, köprü, pasaj, asansör, otobüs, vapur, uçak gibi yerlerde duyulan korkular artık agorafobi sayılmaktadır. Panik bozukluğuna bağlı olmayan fobinin nadir olduğu anlaşılmaktadır. Çoğu agorafobinin temelinde panik nöbetleri bulunmaktadır. Yani hasta panik nöbetleri geçireceği korkusu yüzünden yalnız başına sokağa çıkamamakta, kalabalığa girememektedir. Bu nedenle DSM III-R‘ye göre agorafobi belli bir durumdan ağır kaçınma davranışı gösteren panik bozukluğudur. ICD-10’da ise asıl tanı agorafobidir ve bunda panik bozukluğu olabilir veya olmayabilir. Agorafobi bireyin herhangi bir yerde panik nöbeti geçirme ve ordan çıkamama, tıkanıp kalma, hiçbir seçeneği olmama korkusudur. Ağır agorafobikler yaşamın birçok etkinliğinden uzaklaşır. Bir süre sonra yaşamları o kadar kısıtlanabilir ki zamanla ciddi çöküntü durumlarına da girebilirler.

  Korkular

A

ablütofobi: yıkanmaktan korkma

agirofobi: caddelerden ya da caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkma

agorafobi: açık yer ya da kalabalık korkusu

ailurofobi: kedilerden korkma

akluofobi: karanlıktan korkma

akrofobi: yüksek yerlerden korkma

akustikofobi: belirli seslerden kokrma

algofobi: acı çekmekten korkma

amaksofobi: araba (ya da taşıt)korkusu

amatofobi: toz korkusu

amnezifobi:Hafızasını kaybetmekten korkma

amofobi:Sivri cisim korkusu

androfobi: adamlardan korkma

anemofobi: fırtına korkusu

antlofobi: sel korkusu

antropofobi: insanlardan korkma

apifobi: arılardan korkma

arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan korku

araknofobi: örümceklerden korkma

aritmofobi: sayılardan korkma

asimetrifobi: simetrik olmayan şeylerden korkma

astenofobi: güçsüz olmaktan korkma

astrafobi: şimşek korkusu

ataksofobi: düzensizlikten korkma

atelofobi: mükemmel ol(a)mamaktan korkma

aviofobi: uçuş korkusu

B  

ballistofobi: silahtan ya da mermilerden korkma

batofobi: derinlik korkusu, yüksek binaların yanından geçmekten korkma

batrakofobi: kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma

belonefobi: iğnelerden korkma

bibliyofobi: kitaplardan korkma

bromidrosifobi: vücut kokusundan korkma

brontofobi: gökgürültüsünden korkma

D  

datafobi: veriden korkma

dentofobi: dişçiden korkma

dermatopatofobi: deri hastalıklarından korkma

dekatriaparaskevifobi: ayın 13'ünün Cuma gününe gelmesi korkusu

E  

eisoptrofobi: aynalardan korkma

elektrofobi: elektrikten korkma

emetofobi: kusmaktan korkma

entomofobi: böceklerden korkma

endofobi: Giyecek korkusu

epistaksiyofobi: burun kanamasından korkma

eritrofobi: yüz kızarmasından duyulan korku

erotofobi: cinsellik korkusu

F  

farmakofobi: ilaçlardan korkma

fazmofobi: hayaletlerden korkma

febrifobi: yüksek ateşten korkma

filemafobi: öpmekten ya da öpüşmekten korkma

filofobi: sevmekten, aşık olmaktan korkma

fobofobi: korkmaktan korkma

fotofobi: ışıktan korkma

G  

gametofobi: evlenmekten korkma

gefirofobi: köprülerden geçmekten korkma

gerontofobi: yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma

glossofobi: topluluk önünde konuşmaktan korkma

H  

haptofobi: dokunulmaktan korkma

harpaksofobi: hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma

helyofobi: güneş'ten korkma

hematofobi: kan korkusu

herpetofobi: sürüngenlerden korkma

hidrofobi: sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma

higrofobi: nemden ya da yağmurdan korkma

hipegiyafobi: sorumluluktan korkma

hipnofobi: uyumaktan korkma

hipofobi: atlardan korkma

homiklofobi: sisten korkma

homofobi: eşcinsellerden korkma

İ  

ihtiyofobi: balıklardan korkma

islamofobi: İslamdan ve müslümandan korkma

J  

jinefobi: kadınlardan korkma

K  

kainatetofobi:Yenilik korkusu

kakofobi: çirkinlikten, çirkin seylerden korkma

kakorafiyafobi: başarısız olma korkusu

kanserofobi: kanser olmaktan korkma

kardiyofobi: kalp hastalığından korkma

karnofobi: etten korkma

katagelofobi: dalga geçilmekten korkma

kemofobi: kimyasal maddelerden korkma

kenofobi:Karanlık korkusu

keymafobi: kıştan ve soğuktan korkma

kimofobi: dalgalardan korkma

kinofobi: köpeklerden korkma

klimakofobi: merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma

klostrofobi: kapalı yer korkusu Kapalı ve basık yerlerde duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı ve kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler ve kilitli odalar onlar için korku verici yerlerdir. Hastanın temel korkusu bu sayılan yerlerde sıkışıp kalmak, nefes alamamak ve boğulmaktır.

koprofobi: dışkı korkusu

koulrofobi: palyaçolardan korkma

kremnofobi: yüksek yamaçlardan ya da uçurumlardan korkma

kriyofobi:buzdan ya da donmaktan korkma

kronomentrofobi: saatlerden korkma

ksantofobi: sarı renkten korkma

ksenofobi: yabancılardan korkma

ksilofobi: tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma

L  

limnofobi: göllerden korkma

litikafobi: davalardan ve mahkemelerden korkma

logofobi: belirli kelimelerden korkma

lökofobi: beyaz renkten korkma

M  

manyofobi: delirmekten korkma

mastigofobi: cezalandırılmaktan korkma

mekanofobi: makinelerden korkma

melanofobi: siyah renkten korkma

mikrobiyofobi: mikroplardan korkma

mizofobi: kirlilikten korkma

monofobi: yalnızlıktan korkma

musofobi: farelerden korkma

N  

nekrofobi: cesetten korkma

nelofobi: camdan korkma

niktofobi: geceden korkma

nozokomefobi: hastanelerden korkma

nüdofobi: çıplaklıktan korkma

Negrofobi: Zencilerden korkma

  O  

obesofobi: şişmanlamaktan korkma

ofidiyofobi: yılanlardan korkma

okofobi: taşıt araçlarından korkma

orofobi:Yamaçtan iniş korkusu

osmofobi: belirli kokulardan korkma

P  

pantofobi: her şeyden korkma

papirofobi: kağıttan korkma

paraskavedekatriafobi: ayın onüçü ve cuma olan günden korkma

patofobi: hasta olmaktan korkma

pedofobi: çocuklardan korkma

peladofobi: kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma

penyafobi: fakirlikten korkma

pirofobi: ateşten korkma

plakofobi: mezar taşlarından korkma

pogonofobi: sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma

politikofobi: politikacılardan korkma

porfirofobi: mor renkten korkma

potamofobi: ırmaklardan ya da su akıntılarından korkma

potofobi: alkollü içeceklerden korkma

pteronofobi: kuş tüyünden korkma

pupafobi: kuklalardan korkma

R  

radyofobi: radyasyondan, x ışınlarından korkma.

ranidafobi: kurbağalardan korkma

S  

selenofobi: ay'dan korkma

siderofobi: yıldızlardan korkma

simetrofobi: simetriden korkma

skiofobi: gölgelerden korkma

sosyofobi: toplumdan, genel olarak insanlardan korkma

soteriofobi: başkalarına muhtaç olmaktan korkma

T

tafefobi: diri diri gömülmekten korkma

takofobi: yüksek hızdan korkma

talassofobi: deniz ya da okyanus korkusu

tanatofobi: ölümden korkma

teknofobi: teknolojiden korkma

teratofobi: gebe kadının, şekilsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması

termofobi: ısıdan korkma

testofobi: testlerden ya da sınavlardan korkma

tokofobi: gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma

otomofobi: ameliyat olmaktan korkma

toksifobi: zehir korkusu

topofobi: belirli yerlerden korkma

travmatofobi: yaralanmaktan korkma

trikinofobi: gıda zehirlenmesinden korkma

triskaidekafobi: 13 sayısından korkma

tripanofobi: aşı ya da iğne olmaktan korkma

trikopatofobi: saç hastalıklarından korkma

Ü  

ürofobi: sidikten korkma

X  

xenofobi: yabancılardan korkma

V  

venereofobi: zührevî hastalıklardan korkma

venüstrafobi: güzel kadınlardan korkma

vermifobi: solucanlardan korkma

Z  

zelofobi: kıskançlıktan korkma

zoofobi: hayvanlardan korkma

Obsesif-kompulsif bozukluk(Takıntı-zorlantı bozukluğu)nedir?

  SAPLANTI(Obsesyon) irade dışı gelen , bireyi çok tedirgin eden , benliğe yabancı , istemli çaba ile zihinden kovulamayan , inatçı biçimde yineleyen düşünceler , dürtüler , hayal ya da tasavvurlardır. Bunlar sadece günlük yaşam olaylarına dair olmayabilir.

ZORLANTI(Kompulsiyon) ise genellikle saplantılı düşünceleri zihinden uzaklaştırmak için yapılan , irade dışı yinelenen eylemlerdir.

Örnegin ; Tanrı'ya küfür düşünceleri(saplantı)

bu düşünceler sebebiyle ise kişinin abdestini çok kere yeni baştan almak zorunda kalması(zorlantı) gibi.

Saplantı-zorlantı bozukluğu genellikle genç yaşta başlar(18-25). Ancak çocukluk yaşlarında bile görülebilir. Hastalar genellikle aşırı titiz , düzenli , çok detaycı ve herşeyi kontrol altına almaya çalışan bir kişilik yapısı gösterirler. Konuşma düzgün ancak aşırı denetimlidir. İlişkilerine sıkacak derecede kuralcılık ve saygılılık hakimdir. Bu saplantı ve zorlantılar hastayı aşırı derecede tedirgin eder. Temelde yaşanan kaygının dışında , hasta saplantı ve zorlantılarının kendisine yoğun derecede kaygı verdiğini söyler. Hasta kendisine acı varen olayları duygudan yalıtılmış biçimde anlatır. Bir başkasının başından geçen olayları anlatıyormuşçasına kuru bir dil kullanır. Bu hastalar genellikle zeki kişilerdir. Algı ve yönelim bozukluğu görülmez. Tekrarlayan saplantılar sebebiyle hastanın dikkati dağılabilir ve günlük yaşama dair verimi düşebilir. Yaşadıkları kuşkular yaptıklarını sanki hemen unutuyorlarmış izlenimi verebilir. Ancak bu gerçek bir bellek bozukluğu değildir. Hastanın düşüncesinde iki-değerlilik belirgin , tereddüt ve kararsızlıklar dikkati çekicidir. Saplantı ve zorlantılar değişik şekillerde görülebilir :

* Bulaşma saplantılar : En sık görülen saplantı çeşididir. Kişide eline olmadan kirlenmeyle ve hastalık bulaşmasıyla ilgili bir tehdit algısı oluşur. Yani kişi kendisinin toplumun diğer bireylerinden daha çok mikrop, pislik ve kirle karşılaşma tehlikesinde olduğuna inanmaya başlar. Bu düşüncenin etkisiyle de gereksiz tedbirler almaya başlar. Bulaşma korkusuyla el sıkışmaktan, umumi tuvaletleri kullanmaktan, para ve kapı tokmaklarını tutmaktan kaçınır.

* Kuşku saplantıları :Kişide sürekli bir şeyleri yapıp yapmadığı ile ilgili kuşkular oluşur. Bu kuşkular büyük sıkıntı yaratır ve kişide aşırı bir kontrol etme davranışı oluşur. Acaba ocağı kapattım mı?, kapıyı kilitledim mi? gibi kuşkuların sonucunda emin olmak için kapılar , pencereler , havagazı musluğu vs. tekrar tekrar kontrol edilir.

* Metafizik saplantılar : Tanrı var mıdır ? , Uzayın ötesinde ne var ? vs. şeklinde uçsuz bucaksız saplantılardır.

* Hastalık saplantıları : Kimi hastalarda kanser , AIDS gibi hastalık saplantıları hastanın beynini sarar ve bunlar fobi haline dönüşebilir.

* Simetrik veya eksiksiz olma saplantılar : Kişi yaptığı işin eksiksiz olmasına , eşyalarının düzgün ve simetrik olmasına hastalık derecesinde dikkat eder.

* Sayma saplantıları : Kİmi hastalarda düşündükleri ya da gördükleri sayılardan kendini alamama görülür. Örmeğin ; otomobil plakaları , apartmanaların kaç kat olduğu sayılır.

* Zihne yerleşen kötü , çirkin , ayıp , saldırgan birşey düşünmek ya da yapmakla ilgili saplantılar : Ağzımı açarsam ayıp birşeyler söyler miyim , birine saldırır mıyım , birinin cinsel organına bakar mıyım ? gibi.

* Tanrı'ya küfür saplantıları : Tanrı korkusu ve dine bağlılığı olan kişilerde daha sık görülür.

Kimi hastalar bu yüzden sık sık dualar okur , tövbeler eder vs.

Saplantı ve zorlantılarının artması ile ağır bunaltı belirtileri içinde kalan hasta , derin acı çeker , yaşamı kısıtlanır. Zaman zaman da belirgin depresyona gidebilir.

  KOMPULSİYONLARIN ÖZELLİKLERİ

  Kişinin, obsesyona bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar (örn: el yıkama, düzene koyma, kontrol etme) ya da zihinsel eylemler (örn: dua etme, sayı sayma, birtakım sözcükleri sessiz bir biçimde söyleyip durma) davranışlar ya da zihinsel eylemler, sıkıntıdan kurtulmaya ya da var olan sıkıntıya azaltmaya yada korku yaratan olay ya da durumdan korunmaya yöneliktir: Ancak bu davranışlar yada zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi ya da korunulması tasarlanan şeylerle gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da açıkça çok aşırı bir düzeydedir. Mesela kapıyı 3 kere çalmazsam ailemden birinin başına kötü bir şey gelecek düşüncesi gibi. Bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman kişi obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul eder. Not: Bu çocuklar için geçerli değildir. Obsesyon ya da kompulsiyonlar belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boşa harcanmasına yol açar (günde 1 saatten daha uzun zaman alırlar) yada kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini ya da olağan etkinliklerini ya da ilişkilerini önemli ölçüde bozar.

  HASTALIĞIN SIKLIĞI

  Daha önceleri obsesif kompulsif bozukluk genel topluma göre nadir olduğu düşnülürkenson zamanlarda yapılan toplum çalışmaları ile bunun yaşam boyunca görülme sıklığının %2,5 olduğu bulundu. Bir yıl içerisinde toplumda görülme sıklığının ise % 1,5-2,1 olduğu bulunda. Yani toplumda insanlar bir yıl içerisinde araştırılsa 1000 kişiden 15-21 tanesinde obsesif kompulsif bozukluk varlığı tespit edilebilecektir. Ancak hastalığın şiddeti azaldıkça sorun olarak algılanma oranı da azalmakta olduğundan bu oran klinik araştırmalarda ortaya çıkar. Pratik olarak insanların % 1 inin obsesif kompulsif bozukluk olduğu söylenebilir.

  HASTALIĞIN GİDİŞİ

  Hastalık genellikle ergenlik dönmende başlarsa da çok erken yada çok geç başlangıçlı olanlarda vardır. Erkeklerde ortalama olarak 6-15 yaşlarında başlayan hastalık kadınlarda biraz daha geç başlamaktadır. (20-29 yaşlarında) Hastalık genellikle yavaş yavaş şiddetini artırarak seyreder. Birden bire başlayan vakalarda vardır. Bu seyir içerisinde belirtilerin alevlendiği ve aşrı sıkıntı verdiği dönemler olabilir. Stresle belirtilerin alevlendiği görülmektedir. Bu kişilerin % 15 inde yaşanan belirtiler toplumsal mesleki işlevselliği bozacak boyuta ulaşabilir. Yine hastaların bir kısmında belirtilerin hiç olmadığı iyileşme dönemleri de bulunabilir.

  AİLESEL YAPI

  Birinci derecede akrabalarında bu tür bozukluk bulunanlarda hastalık görülme oranı daha sıktır. Tek yumurta ikizlerinde bu durum ispatlanmıştır. Ancak aynı sosyal yapı aynı ortamı paylaşma zaman içerisinde davranışların ve düşünce kalıplarının paylaşılması da bu durumda etkendir. Genetik yatkınlığın payı da vardır.

  Obsesif kompulsif bozukluk başka psikiyatrik rahatsızlıklarla birlikte görülebilir. En sık Major depresyon bu durum karşımıza çıkmaktadır. Diğer sıkıntı ile giden hastalılara da rastlanılabilir. Bunlar Yaygın anksiyete ( sıkıntı) bozukluğu, panik bozukluk, madde bağımlılığı olabilir.

  KOMPULSİF KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ

  İnsanın kişilik özelliklerini anlatırken dünyaya baktığımız renkli gözlüğe benzetmiştik. Bu gün mükemmeliyetçi kişilik özelliği olarak diyebileceğimi obsessif kompulsif kişiliği tanıtmaya çalışacağım. Bazen insanların ayrıntılar üzerine çok uğraşmaktan asıl konuyu yapmaya zaman bulanmadıklarını görürüz.Bu durum belli bir sınırı aştıktan sonra kişinin başkaları ile olan ilişkisini de bozmaya başlar. Kişilik özelliklerinin bozukluk düzeyinde olması için o toplumun genel kabul gören kurallarından farklı bir şekilde düşünme ve davranma gerekir. Obsessif kişiler ayrıntılarla çok fazla uğraştıklarından başarılı olmak bir şeyi başarma konusunda da çok fazla zihinsel meşguliyetleri olur. Bu nedenle performans göstermeleri gereken durumlarda çok kaygı duyarlar ve bu yüzdende zaman zaman başarısızlıklara bile uğrayabilirler. Biz buna performans anksiyetesi (Becerebilme yapabilme kaygısı olarak tercüme edilebilir) diyoruz ki bir sınav yada aşılması gereken engeller karşısında normalden çok kaygılanırlar. Bu kişilik özellikleri az seviyede iken tertipli ve düzenli insanlar olarak karşımıza çıkarlar ama sınırlar aşılınca işlerin önünü tıkayan uyum sağlanması zor insanlar olup karşımıza çıkarlar.

  Tedavi :

Yapılan çalışmalarda insan beyninde mutluluk kimyasallarından biri olan serotonin maddesinin seviyesinin ve etkinliğinin azalması sonrasında obsesif kompülsif bozukluğun gelişebildiği tespit edilmiştir. Bu konudaki çalışmalar devam etmektedir, ancak şu an bu verilerden hareketle serotonin maddesinin etkinliğini artıran ilaçlar tedavide kullanılmaktadır.

  İyi ve doğru bir ilaç tedavisiyle hastaların yaklaşık % 60’ı tedavi edilebilmektedir. Ancak tedavi sürecinde hastaların dikkat etmesi gereken husus tedavi etkinliğinin geç başlaması hususudur. Etkinin başlaması ve olgunlaşması için 2-3 aylık bir süre gerekmektedir. O yüzden bu sürenin göz önünde bulunulması ve sabırla tedaviye devam edilmesi çok önemlidir .