Korku ve Fobi Nedir ? Çoğumuz çeşitli şeylerden korkarız. Bu korkularımız
hayatımızın çeşitli dönemlerinde değişiklikler gösterebilmektedir. Çocukluk
döneminde özellikle anne-baba ya da diğer bakım veren kişiler yanımızda
olmadığında , onları göremediğimizde korku duyarız, onların bizi terk ettiğini
düşünerek, korkar, ağlarız. Yaşımız 1.5-2 yi aşınca artık anne babamız
yanımızda olmayınca onların bizi terk ettiği düşüncesi, yerini onların
sevgisini kaybedebileceğimiz düşüncesi almaya başlar. İlerleyen günlerde
ailemizle yaşantılarımızdan kazandığımız, onlarla olan ilişkimizin bize
kazandırdığı güven hissi ile artık kendi kendimize kararlar verir,
hareketlerimizi kendi hedeflerimiz doğrultusunda planlar ve yürütürüz. Ancak
ailede eğer anne baba geçimsizliği, şiddet ortamı, çocuklara gerekli sevgi ve
ilginin gösterilememesi, onlara taşıyabilecekleri yeterli sorumluluklar
verilmez, arkadaş ilişkileri için gereken oyun ve yaşıt desteği sağlanamaz, iyi
örnek olunamazsa o durumda özgüven eksikliği ve korkuların oluşumuna yol
açılabilir. Korkuların daha ileri şekli ise fobilerdir. Fobileri alelade
korkulardan ayıran özellikler, korkuyla oluşan sıkıntı ve gerilimin belli bir
nesne ya da duruma bağlı olması; korkunun boyutunun olayı tetikleyen korku
objesi ya da duruma kıyasla orantısız ve abartılı bir düzeyde olması; kişinin
kendi verdiği tepkisinin anlamsız ve aşırı olduğunun tümüyle farkında olması; o
korku nesnesi ya da durum ile karşılaşmaktan ısrarla kaçınması ve eğer
karşılaşırsa aşırı düzeyde çarpıntı, nefes alamama, terleme, sıcak basması,
mide bulantısı hatta bayılma gibi durumlara yol açarak, kişinin hayatını
kısıtlamasına sebep olmasıdır. Kişi o hale gelir ki, sokağa çıkamaz, ya da tek
başına kalamaz, bazı yerlerden geçemez, bu durum kişinin yakın çevresindekileri
de olumsuz etkileyerek, onların da durumun getirdiği sıkıntılı durumları
yaşamasına sebep olur ve kişinin çevresi ile sorunlar yaşamasına, sosyal ya da
mesleki işlevselliğinde bozulmalara yol açabilir.
Psikanalitik görüşe göre fobiler çocuklukta 3-5 yaş arası
yaşanan ödipal dönemde yaşanan sorunların çözümlenememesi ile ilişkilidir. Bu
dönemde çocuğun cinsel organlarina yonelik korkular hissetmesi ( söz dinlemezse
sünnet edilme ile ilişkili olarak korkutulması ya da yaramazlık yaparsa cinsel
bölgesine yönelik zarar geleceği şeklinde) fobilerin gelişimine yol açmaktadır.
Gene bu dönemde egonun kişiyi korumak amacıyla ‘yer değiştirme’ (displacement)
olarak adlandırdığımız bir savunma mekanizması ile kişinin hissettiği tehlikeli
bir dürtüsünü, bu dürtü ile az ya da çok benzerliği olan dışarıdaki bir objeye
yansıtarak, çözmeye çalıştığı,fobi oluşumuna yol açtığı düşünülmektedir. Bir
diğer kurama göre ise kişinin belli bir olay karşısında verdiği korku yanıtına
kişinin koşullanması ya da yakınlarından küçük yaşlarda bu tür korkuları
öğrenmesi de korku davranışının başlamasında etkili olabilmektedir.
En sık görülen fobiler arasında hayvan fobileri ( kedi,
köpek, fare, kuş gibi), yükseklik, şimşek, gök gürültüsü,karanlık ve kapalı
alan, uçak,kan- enjeksiyon, dişçi korkuları gelebilmektedir. Klastrofobi
dediğimiz kapalı yer korkusu özellikle kendini asansör, yollardaki tüneller,
sıkışan trafikte arabada kalmak, banyo ve duş kabinleri, havasız basık odalar
ve MR görüntüleme cihazlarında kendini hissettirmektedir. Agorafobi ( açık alan
korkusu)toplu bulunulan yerlerden korkma olup, pazarlar, alışveriş merkezleri,
kalabalık caddelerde , sinema ve tiyatrolarda, yabancı mekanlarda kendini
gösterebilmektedir. Agorafobi genellikle birikim yapan stresli koşulların
sonucunda oluşabilmektedir. Hayvan fobisi olanların dörtte bir kadarı
korkularının başlangıcı için kendileri için travmatik bir olayı
hatırlayabilmişlerdir.
Toplumun % 5-10 kadarında rastlanmaktadır.Kadınlarda
erkeklere göre 2 kat daha sık görülmektedir.hayvan fobileri ortalama 7 yaşında,
kan görme korkusu 9 yaşta, dişçi fobisi ise 12 yaşta başlamaktadır. Klastrofobi
ve agorafobi 20 yaş civarı zirve yapmaktadır. Yapılan bazı çalışmalarda bu
kişilerin yaklaşık %
Korkuların üstüne gidilmesi gerekir. Bu tıpkı karanlıkta
bir kedinin gölgesini, aslan olarak büyük bir şekilde görmek şeklindedir.
Korkuların belli bir düzen içinde üzerine gidilmeli, korkulan nesne ya da
durumdan uzak durma durumundan kaçınılmalıdır
Tedavi edilmediği takdirde ömür boyu sürebilen korkuların
tedavisi ilaç, bilişsel-davranışçı tedaviler ve gerekirse hipnoz ile
yapılabilmektedir.
Korku yaratan obje, durum ya da aktivite ile karşılaşıldığında anksiyete belirtileri ortaya çıkar. Panik atakta görülen belirtilerin hemen hepsi fobik durumla karşılaşıldığında ortaya çıkabilir. Bu belirtilerden bazıları şunlardır:
Çarpıntı
Yüz kızarması
Titreme
Terleme
Bulanık görme
Nefes darlığı
Ağız kuruluğu
Yutkunma güçlüğü
Mide Bulantısı
Bilinç Kaybı
Ani Tansiyon Düşüşü
Bayılma vb.
Fobilerin tedavisinde ilaç ve
psikoterapi birlikte uygulanır. İlaç tedavisi çoğu kez yeterli değildir ve
antidepresan ilaçlar kullanılır.
Fobilerin tedavisinde en sık başvurulan yöntem, kişinin korkusuyla
yüzleşmesinin sağlanmasıdır. Kişinin, anksiyete yaratan varlık ya da durumun
üstüne giderek anksiyeteyi nasıl yaşadığını ve onunla nasıl başa çıkabileceğini
öğrenmesi istenir.
Özgül Fobiler : Belirli nesneler veya durumlardan anormal korkudur. Bunları agorafobi ve sosyal fobilerden ayırt ettiren özellik korkunun özgül durumlar ve nesneler karşısında belirmesidir. Bu özgül durumlar ve nesneler olmadığında hastada rahatsızlık belirtisi yoktur. Bunlardan uzak olduğu sürece hastanın yaşamı etkilenmemektedir. Yalnız fobi nesnesi ya da durumuyla yüz yüze gelince panik derecesinde korku ortaya çıkmaktadır. Hasta bu nesne veya durumların nerede bulunabileceğini daha önceden inceler ve ona göre sakınarak sıkıntıdan kendini korumaya çalışır. Fakat çok sık karşılaşılan nesneler karşı korku yaşamı çok kısıtlayıcı olabilir. Fobiler korkunun ortaya çıktığı uyarana göre üçe
ayrılabilirler:
Nesne fobileri (böcek, kelebek, köpek, sivri uçlu eşya
gibi...)
Durum fobileri (kapalı yer, açık yer, asansör, yüksek yer
gibi...)
İşlev fobileri (altına kaçırma, gaz kaçırma, terleme, yüz
kızarması gibi...)
SOSYAL FOBİ
Sosyal ortamlarda başkaları tarafından inceleme altında
tutulduğu korkusu performans gösterilmesi gereken durumlarda eleştirilme yada
küçük düşme korkusunun yaşanmasıdır.Ve kişi bu korkunun yaşanmasından
kurtulmak için bu tür sosyal ortamlara girmekten kaçınır. Kaçınma nedeniyle
kişinin sosyal mesleki yada aile yaşamı etkilenir.
Sosyal fobi iki farklı şekilde görülür.
Genel: Korkular hemen her durum için geçerlidir.
Özel:Yalnızca özel bazı durumlar için geçerlidir.
(Başkalarının önünde imza atmak, yemek yemek vs gibi.)
Sosyal fobide en
sık karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir.
Çarpıntı
Titreme
Terleme
Kaslarda gerginlik
Midede rahatsızlık hissi
Göğüste sıkıntı hissi
Sıcak yada soğuk basması
Başta ağırlık hissi-Baş ağrısı
Bu durumda kişi zaman içerisinde bu belirtilerle yaşamaya
alışabilir. Ancak hayatının değişik alanlarını kısıtlamaya başlayan belirtiler
bir gün iş güç yapmayı da engellemeye başlarsa işi için tedavisi şart bir durum
haline gelir.Yaşanan bu belirtiler kişide derin bir korku ve heyecan hali ile
birlikte görülür.
Korkulan durumlardan kaçıma davranışı genellikle çok
belirgindir.Ve bazen tam bir sosyal yalnızlıkla sonuçlanabilir. Korkulan
durumlarda kaçınmak için olmadık şeyler yaparlar. Bir seminer vermesi gereken
kişinin seminer iptal olsun diye ayağının kırılmasına bile sevineceğini
söylemesi hatta bunun için dua ettiğini söylemesi olayın ne kadar sıkıntı
verici olduğunu anlatmak için yeterli olur sanırım.
Sosyal fobisi olanlar genelde aşağıdaki durumlarda sosyal
fobi belirtilerini yoğun olarak yaşarlar.
- Topluluk önünde konuşmak.
- Bir işle uğraşırken seyredilmek.
- Başkalarının önünde yemek yemek-içmek.
- Otorite konumundaki kişilerle temas etmek.
- Misafir kabul etmek
- Başkaları ile tartışmak
- Toplulukta telefonla konuşmak.
- Tanımadığı kişilerin gözlerinin içine bakmak,
- İlgi odağı olmak.
- Başkalarının önünde yazı yazmak.
Sosyal fobi belirtilerini bazen kişi kaygı belirtilerinden
birisi imiş gibi düşünebilir.
Fobiler arasında sık görülen, eskiden yalnız meydanlardan,
açık yerlerden korku olarak bilinen bir Anksiyete bozukluğudur. Şimdi ise
agorafobi çok daha geniş bir anlam taşımaktadır. Yalnız başına kalmaktan,
yalnız sokağa çıkmaktan, kalabalık yerlere girmekten, örneğin sinema, tiyatro,
tünel, köprü, pasaj, asansör, otobüs, vapur, uçak gibi yerlerde duyulan
korkular artık agorafobi sayılmaktadır. Panik bozukluğuna bağlı olmayan fobinin
nadir olduğu anlaşılmaktadır. Çoğu agorafobinin temelinde panik nöbetleri
bulunmaktadır. Yani hasta panik nöbetleri geçireceği korkusu yüzünden yalnız
başına sokağa çıkamamakta, kalabalığa girememektedir. Bu nedenle DSM III-R‘ye
göre agorafobi belli bir durumdan ağır kaçınma davranışı gösteren panik
bozukluğudur. ICD-10’da ise asıl tanı agorafobidir ve bunda panik bozukluğu
olabilir veya olmayabilir. Agorafobi bireyin herhangi bir yerde panik nöbeti
geçirme ve ordan çıkamama, tıkanıp kalma, hiçbir seçeneği olmama korkusudur.
Ağır agorafobikler yaşamın birçok etkinliğinden uzaklaşır. Bir süre sonra
yaşamları o kadar kısıtlanabilir ki zamanla ciddi çöküntü durumlarına da
girebilirler.
A
ablütofobi: yıkanmaktan korkma
agirofobi: caddelerden ya da caddelerde karşıdan karşıya
geçmekten korkma
agorafobi: açık yer ya da kalabalık korkusu
ailurofobi: kedilerden korkma
akluofobi: karanlıktan korkma
akrofobi: yüksek yerlerden korkma
akustikofobi: belirli seslerden kokrma
algofobi: acı çekmekten korkma
amaksofobi: araba (ya da taşıt)korkusu
amatofobi: toz korkusu
amnezifobi:Hafızasını kaybetmekten korkma
amofobi:Sivri cisim korkusu
androfobi: adamlardan korkma
anemofobi: fırtına korkusu
antlofobi: sel korkusu
antropofobi: insanlardan korkma
apifobi: arılardan korkma
arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa
yapışmasından duyulan korku
araknofobi: örümceklerden korkma
aritmofobi: sayılardan korkma
asimetrifobi: simetrik olmayan şeylerden korkma
astenofobi: güçsüz olmaktan korkma
astrafobi: şimşek korkusu
ataksofobi: düzensizlikten korkma
atelofobi: mükemmel ol(a)mamaktan korkma
aviofobi: uçuş korkusu
B
ballistofobi: silahtan ya da mermilerden korkma
batofobi: derinlik korkusu, yüksek binaların yanından
geçmekten korkma
batrakofobi: kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı
(amfibyen) hayvanlardan korkma
belonefobi: iğnelerden korkma
bibliyofobi: kitaplardan korkma
bromidrosifobi: vücut kokusundan korkma
brontofobi: gökgürültüsünden korkma
D
datafobi: veriden korkma
dentofobi: dişçiden korkma
dermatopatofobi: deri hastalıklarından korkma
dekatriaparaskevifobi: ayın 13'ünün Cuma gününe gelmesi
korkusu
E
eisoptrofobi: aynalardan korkma
elektrofobi: elektrikten korkma
emetofobi: kusmaktan korkma
entomofobi: böceklerden korkma
endofobi: Giyecek korkusu
epistaksiyofobi: burun kanamasından korkma
eritrofobi: yüz kızarmasından duyulan korku
erotofobi: cinsellik korkusu
F
farmakofobi: ilaçlardan korkma
fazmofobi: hayaletlerden korkma
febrifobi: yüksek ateşten korkma
filemafobi: öpmekten ya da öpüşmekten korkma
filofobi: sevmekten, aşık olmaktan korkma
fobofobi: korkmaktan korkma
fotofobi: ışıktan korkma
G
gametofobi: evlenmekten korkma
gefirofobi: köprülerden geçmekten korkma
gerontofobi: yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma
glossofobi: topluluk önünde konuşmaktan korkma
H
haptofobi: dokunulmaktan korkma
harpaksofobi: hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı
olmaktan korkma
helyofobi: güneş'ten korkma
hematofobi: kan korkusu
herpetofobi: sürüngenlerden korkma
hidrofobi: sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma
higrofobi: nemden ya da yağmurdan korkma
hipegiyafobi: sorumluluktan korkma
hipnofobi: uyumaktan korkma
hipofobi: atlardan korkma
homiklofobi: sisten korkma
homofobi: eşcinsellerden korkma
İ
ihtiyofobi: balıklardan korkma
islamofobi: İslamdan ve müslümandan korkma
J
jinefobi: kadınlardan korkma
K
kainatetofobi:Yenilik korkusu
kakofobi: çirkinlikten, çirkin seylerden korkma
kakorafiyafobi: başarısız olma korkusu
kanserofobi: kanser olmaktan korkma
kardiyofobi: kalp hastalığından korkma
karnofobi: etten korkma
katagelofobi: dalga geçilmekten korkma
kemofobi: kimyasal maddelerden korkma
kenofobi:Karanlık korkusu
keymafobi: kıştan ve soğuktan korkma
kimofobi: dalgalardan korkma
kinofobi: köpeklerden korkma
klimakofobi: merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden
korkma
klostrofobi: kapalı yer korkusu Kapalı ve basık yerlerde
duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı ve
kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler ve kilitli odalar
onlar için korku verici yerlerdir. Hastanın temel korkusu bu sayılan yerlerde
sıkışıp kalmak, nefes alamamak ve boğulmaktır.
koprofobi: dışkı korkusu
koulrofobi: palyaçolardan korkma
kremnofobi: yüksek yamaçlardan ya da uçurumlardan korkma
kriyofobi:buzdan ya da donmaktan korkma
kronomentrofobi: saatlerden korkma
ksantofobi: sarı renkten korkma
ksenofobi: yabancılardan korkma
ksilofobi: tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma
L
limnofobi: göllerden korkma
litikafobi: davalardan ve mahkemelerden korkma
logofobi: belirli kelimelerden korkma
lökofobi: beyaz renkten korkma
M
manyofobi: delirmekten korkma
mastigofobi: cezalandırılmaktan korkma
mekanofobi: makinelerden korkma
melanofobi: siyah renkten korkma
mikrobiyofobi: mikroplardan korkma
mizofobi: kirlilikten korkma
monofobi: yalnızlıktan korkma
musofobi: farelerden korkma
N
nekrofobi: cesetten korkma
nelofobi: camdan korkma
niktofobi: geceden korkma
nozokomefobi: hastanelerden korkma
nüdofobi: çıplaklıktan korkma
Negrofobi: Zencilerden korkma
obesofobi: şişmanlamaktan korkma
ofidiyofobi: yılanlardan korkma
okofobi: taşıt araçlarından korkma
orofobi:Yamaçtan iniş korkusu
osmofobi: belirli kokulardan korkma
P
pantofobi: her şeyden korkma
papirofobi: kağıttan korkma
paraskavedekatriafobi: ayın onüçü ve cuma olan günden
korkma
patofobi: hasta olmaktan korkma
pedofobi: çocuklardan korkma
peladofobi: kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma
penyafobi: fakirlikten korkma
pirofobi: ateşten korkma
plakofobi: mezar taşlarından korkma
pogonofobi: sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma
politikofobi: politikacılardan korkma
porfirofobi: mor renkten korkma
potamofobi: ırmaklardan ya da su akıntılarından korkma
potofobi: alkollü içeceklerden korkma
pteronofobi: kuş tüyünden korkma
pupafobi: kuklalardan korkma
R
radyofobi: radyasyondan, x ışınlarından korkma.
ranidafobi: kurbağalardan korkma
S
selenofobi: ay'dan korkma
siderofobi: yıldızlardan korkma
simetrofobi: simetriden korkma
skiofobi: gölgelerden korkma
sosyofobi: toplumdan, genel olarak insanlardan korkma
soteriofobi: başkalarına muhtaç olmaktan korkma
T
tafefobi: diri diri gömülmekten korkma
takofobi: yüksek hızdan korkma
talassofobi: deniz ya da okyanus korkusu
tanatofobi: ölümden korkma
teknofobi: teknolojiden korkma
teratofobi: gebe kadının, şekilsiz, çirkin bir çocuk
doğurmaktan korkması
termofobi: ısıdan korkma
testofobi: testlerden ya da sınavlardan korkma
tokofobi: gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma
otomofobi: ameliyat olmaktan korkma
toksifobi: zehir korkusu
topofobi: belirli yerlerden korkma
travmatofobi: yaralanmaktan korkma
trikinofobi: gıda zehirlenmesinden korkma
triskaidekafobi: 13 sayısından korkma
tripanofobi: aşı ya da iğne olmaktan korkma
trikopatofobi: saç hastalıklarından korkma
Ü
ürofobi: sidikten korkma
X
xenofobi: yabancılardan korkma
V
venereofobi: zührevî hastalıklardan korkma
venüstrafobi: güzel kadınlardan korkma
vermifobi: solucanlardan korkma
Z
zelofobi: kıskançlıktan korkma
zoofobi: hayvanlardan korkma
Obsesif-kompulsif
bozukluk(Takıntı-zorlantı bozukluğu)nedir?
ZORLANTI(Kompulsiyon) ise genellikle saplantılı
düşünceleri zihinden uzaklaştırmak için yapılan , irade dışı yinelenen
eylemlerdir.
Örnegin ; Tanrı'ya küfür düşünceleri(saplantı)
bu düşünceler sebebiyle ise kişinin abdestini çok kere
yeni baştan almak zorunda kalması(zorlantı) gibi.
Saplantı-zorlantı bozukluğu genellikle genç yaşta
başlar(18-25). Ancak çocukluk yaşlarında bile görülebilir. Hastalar genellikle
aşırı titiz , düzenli , çok detaycı ve herşeyi kontrol altına almaya çalışan
bir kişilik yapısı gösterirler. Konuşma düzgün ancak aşırı denetimlidir.
İlişkilerine sıkacak derecede kuralcılık ve saygılılık hakimdir. Bu saplantı ve
zorlantılar hastayı aşırı derecede tedirgin eder. Temelde yaşanan kaygının
dışında , hasta saplantı ve zorlantılarının kendisine yoğun derecede kaygı
verdiğini söyler. Hasta kendisine acı varen olayları duygudan yalıtılmış
biçimde anlatır. Bir başkasının başından geçen olayları anlatıyormuşçasına kuru
bir dil kullanır. Bu hastalar genellikle zeki kişilerdir. Algı ve yönelim
bozukluğu görülmez. Tekrarlayan saplantılar sebebiyle hastanın dikkati
dağılabilir ve günlük yaşama dair verimi düşebilir. Yaşadıkları kuşkular
yaptıklarını sanki hemen unutuyorlarmış izlenimi verebilir. Ancak bu gerçek bir
bellek bozukluğu değildir. Hastanın düşüncesinde iki-değerlilik belirgin ,
tereddüt ve kararsızlıklar dikkati çekicidir. Saplantı ve zorlantılar değişik
şekillerde görülebilir :
* Bulaşma saplantılar : En sık görülen saplantı çeşididir.
Kişide eline olmadan kirlenmeyle ve hastalık bulaşmasıyla ilgili bir tehdit
algısı oluşur. Yani kişi kendisinin toplumun diğer bireylerinden daha çok
mikrop, pislik ve kirle karşılaşma tehlikesinde olduğuna inanmaya başlar. Bu
düşüncenin etkisiyle de gereksiz tedbirler almaya başlar. Bulaşma korkusuyla el
sıkışmaktan, umumi tuvaletleri kullanmaktan, para ve kapı tokmaklarını
tutmaktan kaçınır.
* Kuşku saplantıları :Kişide sürekli bir şeyleri yapıp
yapmadığı ile ilgili kuşkular oluşur. Bu kuşkular büyük sıkıntı yaratır ve
kişide aşırı bir kontrol etme davranışı oluşur. Acaba ocağı kapattım mı?,
kapıyı kilitledim mi? gibi kuşkuların sonucunda emin olmak için kapılar ,
pencereler , havagazı musluğu vs. tekrar tekrar kontrol edilir.
* Metafizik saplantılar : Tanrı var mıdır ? , Uzayın
ötesinde ne var ? vs. şeklinde uçsuz bucaksız saplantılardır.
* Hastalık saplantıları : Kimi hastalarda kanser , AIDS
gibi hastalık saplantıları hastanın beynini sarar ve bunlar fobi haline
dönüşebilir.
* Simetrik veya eksiksiz olma saplantılar : Kişi yaptığı
işin eksiksiz olmasına , eşyalarının düzgün ve simetrik olmasına hastalık
derecesinde dikkat eder.
* Sayma saplantıları : Kİmi hastalarda düşündükleri ya da
gördükleri sayılardan kendini alamama görülür. Örmeğin ; otomobil plakaları ,
apartmanaların kaç kat olduğu sayılır.
* Zihne yerleşen kötü , çirkin , ayıp , saldırgan birşey
düşünmek ya da yapmakla ilgili saplantılar : Ağzımı açarsam ayıp birşeyler
söyler miyim , birine saldırır mıyım , birinin cinsel organına bakar mıyım ?
gibi.
* Tanrı'ya küfür saplantıları : Tanrı korkusu ve dine
bağlılığı olan kişilerde daha sık görülür.
Kimi hastalar bu yüzden sık sık dualar okur , tövbeler
eder vs.
Saplantı ve zorlantılarının artması ile ağır bunaltı
belirtileri içinde kalan hasta , derin acı çeker , yaşamı kısıtlanır. Zaman
zaman da belirgin depresyona gidebilir.
Yapılan çalışmalarda insan beyninde mutluluk
kimyasallarından biri olan serotonin maddesinin seviyesinin ve etkinliğinin
azalması sonrasında obsesif kompülsif bozukluğun gelişebildiği tespit
edilmiştir. Bu konudaki çalışmalar devam etmektedir, ancak şu an bu verilerden
hareketle serotonin maddesinin etkinliğini artıran ilaçlar tedavide
kullanılmaktadır.
|