Aile Danışmanlığı
Nedir ve Amaçları Nelerdir?
Aile
Danışmanlığı; üyeleri bir aileyi oluşturan bireyler olan bir tür grupla yapılan
psikolojik danışmadır. Aile danışmanlığında üyeler ailede yaşanan bir problemi,
kendi bakış açılarından ortaya koyarlarken, danışman, üyelerden her birinin;
• diğerlerini saygı ile dinlemesine,
• diğerlerinin bakış açısını da görmesine ve anlamasına,
• soruna yönelik olarak konuşmasına,
• diğerlerine karşı duygu ve düşüncelerini daha açık bir dille ifade
etmelerine,
• diğerlerine karşı incitici davranışlarda bulunmamasına,
• diğerlerini oldukları gibi kabul etmesine,
• diğerlerinden beklentilerini açıkça ifade etmesine yardımcı olur.
Özetle aile
danışmanı, rahat ve güven verici bir ortam sağlayarak üyelerin hem kendilerini
hem de birbirlerini tanımalarına, birbirleriyle açık ve içten bir iletişim
kurarak sorunlarına çözüm bulmalarına yardımcı olmaya çalışır.
Aile danışmanlığında inceleme konusu
aileyi oluşturan bireyler değil; bireyler arasındaki ilişkinin, iletişimin niteliğidir.
Aile danışmanı, aile üyelerinin birbirleriyle ilişkilerinde aksayan yönleri
ortaya çıkarmaya ve aile üyelerinin de bunu görmesini sağlamaya çalışır
EVLİLİK
Evlilikler,
ilişkiler her zaman başladığı gibi coşkulu ve mutlu sürmeyebilir. Bazen çiçekler
gibi solup can çekişme noktasına gelebilir.
Bu
noktada ilişkiyi sorgulamak tekrar eskisi gibi mutlu bir birlikteliğe döndürmek
için karşılıklı emek sarf etmek gerekir.
Evlilik
Terapisi eşler arasında yaşanan iletişim sorunları, aldatma, güven yitimi,
cinsel sorunlar gibi konularda yapılan bir terapi şeklidir. Bir terapist ve
eşlerle birlikte yapılır. Haftada 1 seans(1-1,5 saat) olarak uygulanır. Sorunun
durumuna göre kaç hafta süreceği uzmanla birlikte kararlaştırılır.
Evlilik
Terapisi eşlerle birlikte ve ayrı yapılan görüşmelerle sürdürülür. Evlilik
Terapisi uygulaması içinde gerek görüldüğünde MMPI (Minnesota Çok Yönlü Kişilik
Envanteri), Rorschach Testi uygulanıp sonuçlar eşlerle paylaşılır.
Evlilik terapisi sosyal,emosyonel,cinsel,ekonomik gibi
bir veya bir çok parametrelerde birbiriyle çatışan iki kişinin etkileşimlerini
psikolojik olarak değiştirmeyi planlayan bir psikoterapi şeklidir.Evlilik
terapisinde, eğitimli bir kişi, hasta çiftle terapötik bağı sağlar ve iletişim
yollarıyla bozukluğu düzeltmeye, uyumsuz davranış modellerini değiştirmeye ya
da tersine çevirmeye ve kişilik gelişmesini ve olgunlaşmasını özendirmeye
çalışır.
Evlilik
Danışmanlığı sadece özel bir ailevi çatışmayı tartışması nedeniyle evlilik
terapisine göre, alanının daha kısıtlı olduğu düşünülebilir. Evlilik
danışmanlığı,çocuk yetiştirme gibi,aslında görev yönelimli, dişli bir özel
sorunu çözmeye de çalışabilir. Evlilik terapisi, eşler arasındaki etkileşimi
yeniden yapılandırmaya ve bazen eşlerin psikodinamiklerini de araştırmaya
çalışır.
Terapi
ve danışmanlık evli çiftlerin sorunlarla etkin bir şekilde başa çıkmalarında
yardımcı olmaya önem verir. En önemlisi, birliğin veya sorun çözme yaklaşımlarının
kapsamlı bir şekilde yeniden yapılanmasını ya da ikisini de birleştirmeyi
kapsayan uygun ve gerçekçi hedeflerin belirlenmesidir.
Evlilik
terapisi, hiçbir evliliğin devamını garantiye almaz. Gerçekten bazı olgular,
bir arada olmaması gereken ve birliğini sürdüremeyen eşleri gösterebilir. Bu
olgularda çift ayrı yaşamanın ve boşanmayı sağlamanın zor sürecinin üstesinden
gelmek için terapistle görüşmeye devam edebilir. Bu boşanma terapisi adını
almaktadır.
Evlilik
bozukluklarında terapinin hedefleri; evlilik terapisti her iki eşin birlikte ve
bireysel olarak emosyonel gerginliğini ve yetersizliğini hafifletmek ve iyilik
düzeylerini arttırmaya gayret gösterir. Genel olarak, evlilik terapisti problem
çözümünde paylaşılan kaynakları kuvvetlendirerek, patojenik olanların yerine
uygun denetim ve savunmaların konmasını özendirerek, hem emosyonel bozulmanın
dağıtıcı etkilerine karşı bağışıklığı ve hem de ilişkinin tamamlanmasını
arttırarak ilişki ve her iki eşin gelişimini ilerleterek hedeflere ulaşır.
Terapötik
görevin bir bölümü de, her bir eşi evlilikte kişiliğinin psikodinamik yapısını
anlama sorumluluğunu ele almaya ikna etmektir. Kişinin kendi yaşamında, eşin
yaşamında ve çevredeki diğer kişilerin yaşamlarında davranış etkilerinin
sorumluluğu,evlilik uyuşmazlığını yaratan sorunların anlaşılmasını genellikle
kolaylaştırdığından üzerinde durulur.
Evlilik
terapisi;
1.Evlilik
sorunlarını bireysel terapi çözümleyemediğinde,
2.Sorunun
başlamasında eşlerin bir ya da ikisinin kesinlikle evlilik olayları ile ilişiği
olduğunda,
3.Evlilik
terapisi çatışan bir çift tarafından istendiğinde,
Uygulanır.
Eşler
arasında iletişim sorunları evlilik terapisi için yeterli bir nedendir. Bir
eşin diğerince zorlandığı durumlarda, düşünce veya duygularını diğerine
söylemeye çalıştığında sıkıntılı olabilir ve diğerine bilinçdışı beklentilerini
yansıtabilir. Evlilik Terapisi, eşlerden her birinin diğerini gerçekçi olarak
görmesini sağlayan değişime götürür.
Eşlerin
cinsel yaşam gibi bir veya birkaç alandaki çatışmaları, yeterli sosyal,
ekonomik, ana baba veya emosyonel rollerin kurulmasında güçlük de tedavi için
bir nedendir. Evlilik Terapisti yaygın bir evlilik bozukluğunun bir semptomu
olabilecek sadece bir sorunu tedavi etmeye teşebbüs etmeden önce evlilik
ilişkisinin tüm özelliklerini değerlendirmelidir
EVLİLİK TERAPİSİ KİMLER İÇİN GEREKLİDİR?
- İletişim Sorunları
- Sadakatsizlik(Aldatma)
- İş-Özel hayat arasındaki
dengesizlikler
- Çocukların davranış ve okul
sorunları
- Aile bireylerinden birinin
kaybı
- Aile-içi çatışmalar
- Çocukluk dönemi travmaları
- Yeniden evlenen çiftler
- Evlatlık alan aileler
- Aile-içi şiddet
- Aile-içi cinsel taciz
Depresyonda
Evlilik ve Aile Terapisi
Depresyonda
çoğu zaman evlilik ve aile problemleri,hastalıktan önce mevcut olabilir ve
patolojik olarak etkileyebilir;bazen yatkınlığı arttırabilir,düzelmeyi
yavaşlatabilir.
Eşle
güvenli bir ilişkiden yoksun olmak depresyonun ortaya çıkmasına sebep olduğu
bilinmektedir:Ebeveyn-çocuk ve kardeş ilişkilerinin de depresyonda önemli bir
etken olduğu belirtilmektedir.Depresyonlu birey ve eşin,kişisel ve ortak
problemlerle baş etmesi güçtür,bu durumda birbirlerinden
uzaklaşmalarına,birbirlerine yardım edememelerini sağlar,artan derecede
engellenme ve karşıdakine yabancılaşma yaşamalarına sebep olur.
Depresyon,hastaların
çocukları ve ana babaları ile ilişkilerini de önemli ölçüde etkiler.Depresyonlu
bireyler,çocuklarıyla başa çıkmada güçlükler yaşar;şefkat ve ilgileri
eksiktir,hatta onları bunalımlarının sorumlusu tutarlar.Depresyonlu kadınlar,eş
ve annelik rollerinde yetersiz kalırlar.Kişilerarası sürtüşme,iletişim
eksikliği,bağımlılık ve cinsel doyum azlığı bu tür evliliklerde sıktır.
Aile
ve evlilik ilişkilerinde her aile üyesinin kaygıları ve savunmaları diğer aile
üyelerini de etkiler veya onlar tarafından paylaşılır.Mutsuz eşler sıklıkla
karşısındaki insanı çatışmada sorumlu tutar.
Depresyonlu
ailelerde,evliler arasındaki duygusal katılımda azalma söz konusudur.Bu
ailelerde,azalmış sevgi ifadesi,artmış eleştiricilik,suçluluk ve provokasyon
doğuracak biçimde diğer eşi kontrol etme eğilim sık rastlanan bulgulardır.Bir
eş depresyonda iken,iletişim tarzı da bozulmaktadır.Olumsuz rol dağılımı ve
aşırı koruyuculuk söz konusudur.Çiftlerde,sıklıkla ebeveynlikte zorlanma,boş
zaman faaliyetleri ile ilişkili sorunlar,ev içinde ve dışında görev yapma
kapasitesinde azalma ve cinsel sorunlar göze çarpar.Suskunluklar yaygındır.
Çiftlerden
her biri,diğerini olumsuzluk odağı olarak görür.Karşılıklı etkileşimler
durağan,gelişmemiş ve değişime dirençlidir.Boşanma ya da ayrılmanın tek çözüm
olarak görüldüğü kriz durumlarına kolayca girilebilir.Bu ailelerde karşılıklı
yansıtma ve suçlama şeklinde savunma mekanizmaları kullanılır.Aile ya da
evlilik terapisinin yanısıra bireysel terapi de uygulanmalıdır.Öncelikle terapi
de problemlerin ortaya konması sağlanmalıdır.Her bir eşin ilişkideki bireysel
ihtiyaç ve isteklerinin açıklanması,uyumsuzluk konusunda kişinin kendi
katkısını tanımasını sağlamak,zorlanma ve suçlamanın azaltılması,birlikte
problem çözmenin artırılması ve her bir eşin duygularını ifade etmesi ve
eşinide doğru olarak işitme yeteneğinin artırılması sağlanmalıdır.
Terapinin
can alıcı noktası,bireylerin kendilerini değiştirme çabalarını
desteklerken,diğerini değiştirme çabalarını da durdurmak olmalıdır.
Ayrıca
eş ve diğer aile bireylerinin depresyon konusunda eğitilmesi ve
bilgilendirilmesi gereklidir.
Evlilik
sorunları nedeniyle terapistlere başvuruların arttığı gözlenmektedir.Bu
sorunları sadece evlilikte yaşanan sorunlar olarak değil,evlilik öncesi aday
eşlerin arasındaki ilişkilerle başlamakta,evliliğe hazırlık ve evlenme
süreciyle artmakta,çoğu aile içinde de devam etmektedir.Evlilik danışmanlığının
yanısıra eş seçimi konusunda da danışma talepleri artmaktadır.
Özellikle
bizim toplumumuzda evliliklerin uyumlu ve huzurlu bir şekilde devam etmesi için
çok farklı etmenlerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.Eşlerin uyumu
kadar eşlerin ailelerinin uyumu da önemlidir.Çoğu evliliklerde eşlerin kendi
aralarındaki sorunlardan ziyade,ailelerin işe karışmasıyla sorunlar başa çıkılamaz
hale gelmektedir.Erkek ya da kadının kendi sorunları karşısında kararlarında
bile ailesine bıraktığı ve bağımlı olduğu göze çarpmaktadır.Çok kişinin işe
karışması da kadın erkek ilişkilerini daha da karmaşık hale getirmekte ve
olumsuz yönde etkilemektedir.Bizim toplumumuzda aileler kız ve erkek
çocuklarına farklı davranma eğilimindedirler.Bu ileride kız ve erkek
çocuklardan beklenen şeyleri de farklı kılmaktadır.Kadın ya da erkeğin aile
kavramına bakışını etkilemekte ve eşler ile anne babalar arasında kalınmasına
sebep olmaktadır.
En
önemli evlilik sorunlarından bir diğeri de evlendikten sonra evlenen kişilerin
birbirini tapulu malları gibi görmeleridir.Eşlerden biri ötekini ya da ikisi de
birbirini değiştirmeye,kendi düşündüğü şekilde kalıba sokmaya çalışmakta,bu
olmayınca da ciddi tartışmalar ortaya çıkmaktadır.Eğitimli bireylerde bile bu
duruma çok sık rastlanmaktadır.
Eşler
arasındaki cinsel uyum da çok önemlidir.Bu uyum yitirilince evliliği devam
ettirmek zorlaşmakta,çiftler arasında dışarıda arayışlara girilmekte ve evlilik
çekilmez hale gelebilmektedir.
Eşlerin
kişilikleri,hayata bakış açıları,gelecekten beklentileri de evlilik uyumunda
dikkat edilmesi gereken şeylerdir.Ayrıca eşler evlenmeden önce birbirlerini tam
anlamıyla tanıyamamakta ya da kişiler gerçek kişiliklerini birbirinden
saklayabilmektedir.Böyle bir durumda evlendikten sonra kişilerin beklediğini
bulamamasına sebep olmaktadır.
Evlilik
kadar boşanma da doğal bir şeydir.İki kişi anlaşamıyorsa yapılacak şey
boşanmaktır.Böyle bir durumda da kişiler birbirini kırmadan,suçlamadan
olmalıdır.Mutsuz ve uyumsuz bir evlilik hem çocuklara,hem de evlilere boşanma
olayından daha çok zarar verebilir.Boşanma olayı çocuklara anlayabildikleri bir
dille anlatılmalı,çocuk birbirini cezalandırmak için kullanılmamalı,bu olayın
onun yüzünden olmadığı belirtilmeli ve eşler çocuğa birbirlerini
kötülememelidir.
Evlilik
terapilerinde eşlerin birbirlerine ve evliliklerine şans vermek isteyip istememesi
önemli bir konudur.Evlilik ilişkisinin düzelmesi emek ve sabır ister.Evlilik
terapistleri terapiye gelen eşlere evliliği devam ettirme ya da boşanma
konusunda herhangi bir telkinde bulunmamalı,kararı kişilere
bırakmalıdır.Evliliğin devamı ve boşanmanın olacağı durumlarda yaşanabilecek
şeylerle ilgili kişileri bilgilendirmelidir.Eğer evliliği devam ettirme kararı
alındı ise birbirlerini değiştirmekten çok uyumu artıracak tedbirler üzerinde
durulmalı,eşler birbirlerinin olumlu özelliklerini ön plana çıkartmalı ve
bunları güçlendirmelidirler.
Evlilik
öncesi dikkat edilmesi gereken en önemli şey kendini ve eş adayını
tanımak,evlilikten ne beklediğini bilmek,seçilen eşle değer yargılarının uyumlu
olmasına dikkat etmek ve birbirini değiştirmeye ya da özellikle olumsuz
yönlerini bulup onu sürekli eleştirmeye yönelmekten kaçınılmalıdır.
İLİŞKİ TERAPİSİ
Günümüzde
değişen yaşam koşulları ve toplumsal yapı sonucunda karşı cinsler arasında bir
çok farklı biçimde ilişkiler yaşanmaktadır.
Bu ilişkiler çok düşük düzeyde duygusal ton
taşıyan arkadaşlık boyutundan başlayıp aynı evde birlikte yaşama hatta çocuk
sahibi olma boyutuna kadar taşınmaktadır. Her türlü insan birlikteliğinde
sorunlar yaşanabildiği gibi ilişkilerde de zaman zaman şiddete kadar dönüşebilen
sorunlar yaşanabilmektedir.Bu ilişkilere bakıldığında iki tarafında bekar
olduğu bir durum, bir tarafın evli olduğu durumlar ve hatta iki tarafında evli
olduğu durumlar görülebilmektedir. Yaşama şekilleri ise farklı evlerde
yaşamaktan birlikte aynı evi paylaşmaya kadar farklılıklar görülmektedir.
İlişki Terapisi; yukarıda
belirtilen birliktelikten doğan ve insanların ruhsal dengesini bozan ve hatta
ileri derecede ruhsal hastalıklara yol açabilen psikolojik sorunların çözümü
için uygulanan bir terapi yöntemidir.
İlişki Terapisinde ilişki
yaşayan kişiler birlikte ya da ayrı ayrı bir ilişki terapistinden randevu alıp
sorunlarını tüm detayları ile görüşüp çözüm yollarını bulabilir. Bu seanslarda
ilişkiden kaynaklanan sorunlar tüm detayları ele alınıp farklı kişilik testleri uygulanıp kişilikler arasındaki
farklılıklar ortaya konularak gelecekte sağlıklı bir birliktelik olup
olamayacağı gibi sonuçlar belirlenmektedir.
Aile İçi İletişim
Nasıl Olmalıdır?
Aile İçi İletişim: İletişim,
tüm canlılar özellikle de insanlar arasında yüzyıllardan beri süre gelen temel
bir olgudur. İnsanlar zaman içinde daha etkili iletişim araçları, yöntemleri
becerileri geliştirmektedirler.
Bireyin gelişinde
ve eğitiminde bir çok görevi ve işlevi olan aile, iletişim bakımından da çok
önemli bir kurumdur. Çünkü çocukların iyi bir gelişme gösterebilmeleri için
anne-baba çocuklar arasında etkili bir iletişim kurulması gerekmektedir.
Etkili bir
iletişim, aile üyelerinin karşılıklı olarak bir birlerini düşüncelerini ve
duygularını anlamalarını sağlar, işbirliği, yardımlaşma ve paylaşma
davranışlarına yol acar,çocukların gelişmesi için uygun bir ortam oluşmasına
neden olur. İyi bir iletişimin gerçekleştiği aile ortamında çocuklar daha özerk
ve bağımsız bir kişilik geliştirirler. Düşünme, düşünce ve duygularını açıklama
özgürlüğü ve alışkanlığı kazanırlar. Buna karşılık etkili bir iletişimin
oluşturulamadığı, iletişim engellerin yer aldığı bir ortamda çocukların gelişim
engellenir. Çocuklar özgürce düşünemeyen , düşünce ve duygularını açıkça dile
getiremeyen bağımlı bir birey olurlar. İleride çeşitli sorunlarla
karşılaşırlar. Bu nedenle aile bireyleri arasında, özellikle anne-baba ile
çocuklar arasında etkili bir iletişimin kurulması çok önemlidir.
İletişim, aile sisteminin işleyişinde
ve işbirliği, karar verme gibi işlevler için gereklidir. Aileler ile yapılan
çalışmalarda da iyi iletişimin bulunduğu ailelerde, aile ilişkilerinden
sağlanan doyumu daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. İyi bir iletişim ailede
kişilerin birbirlerine daha iyi tanımalarına, kaynakların kullanımda beraberin
sağlanmasına, davranışlarda koordinasyona amaçların belirlenmesine, kişilerin
kendilerine ve diğer kişilere saygı duymalarına olanak sağlamaktadır. İletişimin
aile empati, uyuşum ve saygı aktarımda çok önemli bir yeri vardır. Aile içinde
sevgi, mutluluk, neşe, kızgınlık, üzüntü, korku vb gibi duyguların aktarılması
ancak üyeler arası etkileşim ile olur. Karşısında ki ile empati kurma, onu
anlama veya onu anlayamama gibi aile işlevlerinin sağlıklı veya sağlıksız
olmasında çok önemli yeri olan davranışların temelinde, iletişim vardır.
Ailede Eşler Arası İletişim:
Ailede Eşler Arası İletişim: Ailenin temeli karı-koca arasındaki ilişkidir.
Sağlıklı bir ilişki, iki kişinin bilinçli olarak, düşünüp taşınıp, sorumluluk
içinde aldığı karara dayanır. Sağlıklı ilişki içine giren bireyler, diğerini
değerli ve onurlu görür, onu olduğu gibi kabul eder bu kişiler kendi
sınırlarının farkındadırlar, sürekli etkileşim ve dayanışma olmaktan
çekinmezler, olgun insanlardır.
Evliliğin yaşaması
için, kendi gereksinimleri ile "Yuvanın" gereksinimleri arasında bir
denge kur ararlar bu disiplin sayesinde eşler uzun vadeli mutlulukları, kısa
vadeli geçici doyumlara yeğlerler kendi davranış, düşünce ve duygularından
kendilerini sorumlu tutarlar. Doğru bildiklerini söylemekte ısrar ederler ve
gerçekçi olmaya özen gösterirler manevi yaşama zenginleştirmeyi, kendi bencil
sınırları içine kapanıp kalmamaya özen gösteririler . İki olgun insan anne-
baba olmaya karar verdiği zaman, davranışlarıyla olgun insan modelini
çocuklarına gösteririler. Bu kişilerin kendilerine ve diğerlerine saygıları
vardır. Çocuk yetiştirmeyi dünyanın en sorumlu görevi kabul ederler. Böyle
anne-babanın kurduğu aile içinde yetişen çocukların gereksinimleri doğal olarak
karşılanır. Çocuklar bu güven ve sevgi ortamı içinde kendi benliklerini
bulabilmek için değişik deneyimlere girebilme cesareti gösterirler. Bu aileler
de çocuklar, anne-babanın kendi gereksinimlerini gidermek aracı olarak
kullanılmazlar .
Sağlıksız ailelerde ki mutsuz anne ve mutsuz baba ise
kişisel becerileri ve girişimleri kendi gereksinimlerini karşılayamadıkları
için, gereksinimlerini karşılamada çocuklarını araç olarak kullanırlar
çocukların kendi gereksinimleri ve kişisel gelişimsel potansiyelleri böyle
anne-babalar için önemli değildir. Bu tür ailelerde çocuklar gelişemezler ve
kendi kişiliklerini bulamazlar.
Ailede Anne-Baba ve
Çocuklar Arası İletişim
Ailede Anne-Baba ve Çocuklar arası iletişim: Anne-Babanın
ve aile içindeki diğer bireylerin çocukla olan iletişimi ve etkileşimi çocuğun
aile içindeki yerini belirler.Aile çocuğun ilk sosyal deneyimini edindiği
yerdir.Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavır,bu ilk
yaşantıların örülmesinde büyük önem taşır.Sosyal uyum üzerindeki
çalışmalar,ailenin çocuk üzerindeki ilk etkilerinin son derece önemli olduğunu
kanıtlamıştır.Evlerinde yakın bir ilgiye,demokrasinin birleştiğini gören
çocuklar,en etkin,özgür ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde en başarılı çocuklar
olmaktadırlar.
Buna karşı daha sert bir denetim altında tutulan yada
eğitim yöntemleri değişken olan ailelerde büyüyen çocuklar ise karşı çıkma ve
saldırganlık gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek istemekte ve kendi iç
dünyalarını açıklamakta zorluk çekmektedirler.Dengeli, duygusal ve toplumsal
etkileşimin güçlü olduğu aile ortamında, yeterli güven, sevi ve sevecenlik
içinde büyüyen çocuklar, gelişimleri için gerekli deneyimleri elde
edebilirler.Hor gören cezalandıran ya da hem sevip hem de soğuk davranan anne
ve babaların çocukları bağımlı bir kişilik yapısına sahip olmaktadırlar.
Çocuğun aile üyeleri ile olan ilişkileri, diğer bireylere,
nesnelere ve tüm yaşama karşı aldığı tavırlar, benimsediği tutum ve
davranışların temelini oluşturur.Aile aynı zamanda çocuğa,aile ve toplumun bir
üyesi olduğu bilincini aşılar ve uyum biçimlerinin temellerini
atar.Anne-Baba-Çocuk ilişkisi,temelde anne ve babanın tutumuna
bağlıdır.Çocuklar arasında uyum bozukluğuna yol açan birçok olaya, yeterli ve uygun
olmayan ilk anne-baba-çocuk ilişkilerinin neden olduğu saptanmıştır.
Anne ve babanın kendi çocukluk yıllarındaki deneyimi
şimdiki tutumlarında etkili olabilir.Çocukluk yılarında kendi anne babasıyla
sağlıklı bir iletişim kuramayan,yeterli sevgi göremeyen bir baba ya da aşırı
baskı altında büyümüş bir annenin tutumları bu kötü deneyimler nedeni ile
olumsuz olabilir büyüme aşamalarında başarılı olan çocuklar,iyi aile ilişkileri
içinde yetişmiş bireylerdir.Aile içinde gerçekleşen başarılı ilişkiler,mutlu,arkadaşça,bunalımdan
uzak ve yapıcı bireylerin oluşumunu sağlar.Anne ve babanın sevgi ve ilgisinden
yoksun olarak büyüyen çocuklar,büyük bir sevgi açlığı gösterirler,bu açlıkta
bir takım davranış ve uyum bozukluklarına neden olabilir.
Çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olan ergenlik dönemin
de gencin,sorunlarını kolaylıkla çözebilmesi ve zorluğa uğramadan
aşabilmesi,geçmişteki olumlu aile ilişkilerine bağlıdır.Çocukluk döneminde
sevgi ve güven duygusuyla yetiştirilen çocuk,mutlu bir ergen adayıdır.Daha o dönemde
anne ve babasıyla başarılı bir iletişim kurabilen çocuk,zorlu ergenlik
döneminde de aynı arkadaşça ilişkilerini sürdürerek,kişisel sorunlarını
kolaylıkla çözebilir
|